Kur’an’ın Oluşum Süreci

Hz. Peygamber Dönemi: İnişi ve Kayıt Alına Alınması
Kur’an, Hz. Peygamber’e ilk defa Ramazan ayında, Hira mağarasındayken indirilmeye başladı. İnen ilk ayetler Alak suresinin ilk ayetleridir.

 

Tarihi kaynaklar, Kur’an’ın herhangi bir parçası indiğinde, Hz. Peygamber’in okuma-yazma bilen sahabelerinden birini çağırıp daha önce inmiş ayetler topluluğu içinde nereye yerleştirileceğini bizzat belirledikten sonra inen ayetleri yazdırdığını söz birliği ile belirtirler. Bir yazım yanlışı varsa düzeltilmesi için vahiy kâtibinden yazdığı metni kendisine okumasını isterdi[i]. Ayrıca, Hz. Peygamber, her yıl ramazan ayında Cebrail’in huzurunda (o ana kadar inmiş) bütün Kur’an metnini okuyordu. Vefatının hemen öncesine rastlayan Ramazan ayında Cebrail, Kur’an’ı kendisine iki kez okutturmuş, Hz. Peygamber bundan vefatının yaklaştığını ve tebliğ görevinin son bulmak üzere olduğu sonucunu çıkarmıştı[ii]. Müslümanların Ramazan ayında, mukabele adı verilen, okunan Kur’an’ı topluca takip ederek baştan sona dinlemeleri geleneği bu olaya dayanır.  

 

Medine döneminde hem yazı malzemesi hem de okuma yazma bilenlerin sayısı giderek çoğaldı. Bunda Hz. Peygamberin okuma yazma bilen sahabeleri, bilmeyenlere öğretmek üzere görevlendirmesinin etkisi büyük olmuştur[iii].Ayrıca Bedir savaşında esirlerin salıverilme şartı olarak Medineli Müslümanlara okuma yazma öğretilmesi konuya verilen önemi göstermektedir.

Kur’an ayetlerinin Hz. Peygamberin sağlığında bir araya getirilerek Mushaf şeklini aldığına, yani sayfalara yazılarak iki kapak arasında korunduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. O dönemde bir Mushaf oluşturulmamasının asıl nedeni vahyin devam ediyor oluşudur[iv].

 

Hz. Peygamber (sav) Cebrail (as) vasıtasıyla Allah’tan kendisine indirilen ayetleri bir yandan ezberlerken diğer yandan da vahiy kâtiplerine, onların nereye yerleştirilmesi gerektiğini göstererek, hurma dalları, kürek kemikleri, ince deriler, ince beyaz taşlar ve bez gibi malzemeler üzerine yazdırıyordu. Bunun yanında sahabeler de gelen ayetleri ezberliyordu. [v] Peygamberimiz henüz hayattayken, Kur’an’ın tamamı ezberlenmiş ve yüzlerce hafız sahabe yetişmiştir. Yazma ve ezber yoluyla kitabımız Kur’an-ı Kerim, çifte koruma altına alınmıştır. [vi]

 

Kur’an-ı Kerim’in tamamı Peygamber Efendimiz hayattayken yazılmış, ayet ve surelerin yerleri, onun gösterdiği biçimde düzenlenmiştir. [vii] Bugün elimizde bulunan Kur’an’daki surelerin sıralanması ve ayetlerin yerlerinin tespiti Hz. Peygamber tarafından yapılmıştır[viii].

 

Toplanması
Hz. Peygamberin (sav) yaşadığı dönemde birçok sahabe ayetleri ezberlemişse de Kur’an bir kitap haline getirilmemişti. Fakat onun vefatından sonra çıkan büyük bir isyanı bastırmaya giden sahabelerden, içlerinde Kur’an’ı ezberlemiş olanların da bulunduğu birçoğunun şehid edilmesi sonucunda, Hz. Ömer Kur’an’ın toplanması hususunda Hz. Ebubekir’i ikna etti. Bu görev için Zeyd b.Sabit görevlendirildi. Onun başkanlığında ileri gelen sahabelerden oluşan bir kurul meydana getirildi. Kurul, Kur’an’ı sureler halinde yazıya geçiriyordu. Ancak bunun için ili şart aranıyordu:

  1. Ezberlenmiş olması

  2. Peygamberin huzurunda yazıldığına dair şahitlik edilen yazılı iki metin getirilmesi[ix]

 

Diğer sahabelerin de yardımlarıyla Zeyd Kur’an’ın ayet ve surelerini toplayarak kitap haline getirdi. Bu nüsha sonra Hz. Ömer’in kızı ve Hz. Peygamber’in (sav) hanımı olan Hz. Hafsa’ya teslim edildi.

 

Çoğaltılması
Hz. Osman’ın (ra) halifeliği döneminde bu nüshadan birkaç tane çoğaltılarak Şam, Kufe, Basra gibi İslam merkezlerine gönderildi. Asıl nüsha Medine’de kaldı. Şu anda elimizde bulunan Kur’an-ı Kerim, Hz. Ebubekir zamanında toplanılan ve Hz. Osman tarafından çoğaltılan Kur’an’ın aynısıdır. Bu konuda hiçbir tereddüt söz konusu değildir[x].  

 

Kur’ân-ı Kerîm, Allah Teâlâ tarafından Cebrâîl vasıtasıyla 22 yıl, 2 ay, 22 günlük Peygamberlik süresince Hz. Muhammed (s.a.v.)’e indirilen son İlâhî kitaptır. Arapça olarak indirilmiştir. Lafzı da anlamı da Allah’tandır. Bize kadar tevâtüren gelmiştir. Hiç bir tahrife, bozulmaya, değişikliğe maruz kalmamıştır. Allah Teâlâ; [xi]

“Zikri (Kur’ân’ı) kesinlikle biz indirdik, onu koruyacak olan da kesinlikle biziz” (Hıcr, 15/9) buyuruyor. Bu ayetten anlıyoruz ki Kur’ân, İlâhî koruma altındadır. İnsanlar hiç bir zaman ona zarar veremeyecekler ve onu değiştiremeyeceklerdir. [xii]

 

 

Dipnotlar

[i] Kur’an’ı Kerim Tarihi, 41-42

[ii] Kur’an’ı Kerim Tarihi, 82

[iii] Kur’an’a Giriş, 52

[iv] Kur’an’a Giriş, 52

[v] Kur’an’da Kur’an, 28

[vi] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[vii] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[viii] Kur’an’da Kur’an, 28

[ix] Kur’an Anlaşılsın Diye, 100

[x] Kur’an’da Kur’an, 28-29

[xi] Delilleriyle İslam Akaidi. Mehmet Bulut. Erkam: 2010

[xii] Delilleriyle İslam Akaidi. Mehmet Bulut. Erkam: 2010