Meal Okuma İçin Önerilerir?

(Kur'an) mübarek bir kitaptır ki, onu sana, ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler ve aklı olanlar öğüt (ve ibret) alsınlar diye indirdik. (Sad 38/29)

 

(Peki) Onlar hala o sözü (Kur'an'ı) düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, evvelki atalarına gelmeyen (bir kitap veya azap görmeyeceklerine dair güvence gibi) bir şey mi geldi? Yoksa peygamberlerini (doğruluğu ve güzel ahlakı ile hala) tanımadılar da, bu yüzden mi onu inkar etmektedirler? (Mü’minun 23 /68-69)

 

Onlar hala Kur'an'ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından (gönderilmiş) olsaydı, elbette içinde bir çok çelişki bulurlardı. (Nisa 4/82)

 

Andolsun ki, biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık, hani düşünüp öğüt alan (yok mu)? (Kamer 54/22)

 

Okumadan Önce Amacın Netleştirilmesi
Kur’an meali okumaya karar veren bir insan, öncelikle Kur’an mealini niçin okuduğunun, bu okumadan ne beklediğinin cevabını çok net olarak verebilmelidir[i].

  • İçeriğini merak etmekte, içinde neler olduğu hakkında bilgilenmek mi istemektedir?

  • İçinde yaşadığı toplumu etkileyen ve şekillendiren en önemli unsurlardan biri konusunda entelektüel birikime sahip olmak ve konuşmalarında pot kırmamak için mi okumaktadır?

  • Kendini dindar hissetmekte, gerçek dini kaynağından öğrenip, kimsenin görüşüne ihtiyaç duymadan kendisi mi anlamak istemektedir?

  • Bir çok mucizevi yönünden bahsedilen bir kitabın mucizelerini görmek için mi okumaktadır?

  • Kur’an’ın gerçekten ilahi vahiy olup olmadığı sorununu kendi açısından sonuca bağlamak için mi okumaktadır?

  • “Dindar olduğun halde Kur’an’ı bir kere bile baştan sona okumadın mı?” sorusu ile karşılaştığında kolaylıkla savuşturabilmek için mi okumaktadır?

  • Son ilahi mesajı daha yakından tanıyıp, bir Müslüman olarak hayatını ona göre düzene koymak için mi okumaktadır?

 

Okuma sonrasında elde edeceği sonuçlar bu cevaba uygun olacaktır.

 

Meal okuma sıradan bir kitabı okumaktan farklıdır. Sebepleri yeterince iyi değilse, birkaç sayfa veya sure okuduktan sonra sıkılıp bırakması beklenmedik bir durum olmamalıdır.

 

Okumaya başladıktan sonra birçok şey kendisine bildik ve sıradan gelebilir. “Daha önce bildiklerimden farklı bir şey yokmuş” diyerek sayfaları hızlı hızlı geçer ve okuduğunu sanır. Yada okudukları kendisine karmaşık ve anlaşılmaz gelebilir. Dolaysıyla devam etmek istemeyebilir. Her iki durumda da yapılması gereken, yapmakta olduğu işin önemine kendini inandırmaktır. Kur’an mealini niçin okumaktadır? Okuyucu bunun cevabını tekrar tekrar vermek durumundadır. Elbette insan yaptığı işi önemsemeyip hafife alırsa, o işi sürdürmekte zorlanır. Okuduğunun Allah’ın kelamı olduğunu düşünerek acelecilik ve bıkkınlık göstermemesi gerekir[ii].

 

Okumanın Dinlemeden Farkı
Okumak dinlemekten farklıdır. Dinlemek daha kolay, daha pasif bir iştir. Dinleyiciyi daha çok konuşmacı yönlendirir. Konuşmacının jest ve mimikleri, gülümsemesi, hiddetlenmesi, yavaş yada hızlı konuşması, ses tonu… dinleyicinin zihninin başka yöne yönelmesini büyük ölçüde engeller. Ama kitap öğle değildir.

 

Okurken ister istemez aktif olmak, kendi kendini yönlendirmek durumundadır. Pasif kaldığı oranda metinden uzaklaşır. Dalıp başka taraflara uçtuğunuzda size engel olmaz. Siz okuyorum diyerek sayfaları çevirip dururken size seslenmez. Hayallerden uyanıp kendinize geldiğinizde bir de bakarsınız ki çevirdiğiniz sayfalarda ne yazdığından hiç haberiniz olmamış, aklınızda hiçbir şey kalmamış[iii].

 

Besmele ile Başlamak ve Şeytandan Allah’a Sığınmak
Kur’an’ın ilk ayeti “Oku” emriyle başlar ve şöyle devam eder; “Yaratan Rabbinin adıyla…” (Alak 96/1) O halde okumaya, Allah’ın adıyla yani besmele ile başlanmalıdır[iv].

 

Şüphe yok ki, kafası ve gönlü vesveselerle karmakarışık hale gelmiş, nefsinin esiri olmuş kimseler Kur’an’ın manalarını anlamakta güçlük çekerler. Kalp şeytani vesveselerden, dünyevi düşünce ve endişelerden kurtulduğu nispette Kur’an’ı anlamak kolaylaşır[v].

Kur'an'ı oku(mak iste)diğin zaman, o kovulmuş/lanetlenmiş şeytandan Allah'a sığın ("Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim," de). (Nahl 16/98)

 

Önyargılardan Uzak Bir Şekilde Okumaya Çalışmak
Kur'an'ı anlamanın en önemli şartı, O'nu açık ve tarafsız bir göz ile okumaktır. Bir kimse Kur'an'ın vahiy olduğuna inansın ya da inanmasın, mümkün olduğu kadar lehinde veya aleyhinde sahip olduğu önyargıların tümünden zihnini temizlemeli ve sadece anlamak amacıyla O'na yaklaşmalıdır. Kendi önyargıları ile Kur'an'a yaklaşan kimseler, satırlar arasında kendi düşüncelerini okurlar ve Kur'an'ın iletmek istediği mesajı kavrayamazlar[vi]. 

 

Bu Kur’an sizin için bir mükafat, bir şeref ve bir hazinedir. Siz Kur’an’a uyun. Kur’an’ı kendinize uydurmayın. Kim Kur’an’ı kendisine uydurursa, Kur’an onu cehenneme kadar sürükler. Fakat kim Kur’an’a uyarsa Kur’an onu Firdevs cennetlerine götürür. Allah kapalı gözleri, sağır kulakları ve kilitli kalpleri onunla açar. (Hz. Ömer)

 

Kur’an’ı anlamak için okumalıyız; kendi düşünce yada davranışlarımızı destekleyeceğini umduğumuz ayetleri bulmak için değil[vii].

 

Edepli Olmak

Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette onu, Allah'ın korkusundan baş eğerek parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz. (Haşr 59/21)

 

Okuyucu, okuduğu metnin, eksikliklerine rağmen Allah kelamının bir tercümesi olduğunu sürekli hatırında tutmalıdır. Yani Allah’ın kulları ile bir konuşmasıdır. Kur’an’ın bu özelliğini sürekli göz önünde bulunduran kimse bilir ki, Allah laf olsun diye konuşmaz. Haşa O, canı sıkıldığı için, gönlünü eğlendirmek, sıkıntısını gidermek maksadıyla da konuşmaz. O kullarına iş çıkarmak, onları meşgul etmek maksadı ile de konuşuyor değildir. Rabbimiz, gerek gördüğü için, kullarının buna ihtiyacı olduğu için, insanların herhangi bir mazereti kalmasın diye kulları ile konuşmaktadır[viii].  

 

Bu sıradan bir okuma değildir. Çünkü Kur’an’ın sahibi her şeyin sahibidir. Sıradan bir insanı dinlememizle gerçekten alim ve saygın bir insanı dinlememiz arasında bir fark yok mudur? Nasıl ki ikincisini pür dikkat dinliyor, konuştuğunun her bir kelimesini kaçırmamaya özen gösteriyor; saygıda kusur etmiyor, en azından ukalâlık etmemeye özen gösteriyorsak, Rabbimizin kelamı karşısındaki durumumuz da en azından böyle olmalıdır. Kişinin saygı değer bulduğu birisi karşısında gösterdiği edepli ve dikkatli tavrı, Allah’ın kelamını dinlerken veya okurken göstermemesi nasıl hoşgörü ile karşılanabilir[ix]?

Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette onu, Allah'ın korkusundan baş eğerek parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz. (Haşr 59/21)

 

Okurken İbadet Şuurunda ve Karşılığında Sevap Bekleyerek Okumak
Kur’an’ı anlamaya çalışmak bir ibadettir. Kur’an’ın bir çok yerinde anlaşılması gereği vurgulanmıştır. Dolayısıyla karşılığında bir sevap beklenmesi yanlış olmayacaktır. Okurken sevap kazanıldığı düşünülmesi gayreti artırır.

 

Muhakkak ki Allah'ın Kitabı'nı okuy(up yolundan gid)enler, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olmak üzere verdiğimiz şeylerden gizli ve açık olarak (Allah için) sarfedenler, asla durgunluğa (ve zarara) uğramayacak bir ticaret (bir kazanç) umabilirler.

Çünkü (Allah), onların mükafatlarını eksiksiz öder ve lütfundan onlara fazla fazla verir. Çünkü O, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını bol bol verendir. (Fatır 29-30)

 

Tamamını Okumak
Eğer bir kimse, Kur'an'ın içeriği hakkında şöyle-böyle bir fikre sahip olmak istiyorsa, bir kez okuması yeterlidir. Kur'an'ı iyice incelemek isteyen kimseler, anlayabilmek için tüm Kur'an'ı en az iki kez okumalıdırlar. Böyle kimseler Kur'an'ı okurken O'nun temel ilkelerini ve bu ilkeler üzerinde kurmak istediği hayat tarzını da kavramaya çalışmalıdır[x].

 

Okuyucu alışık olmadığı bir metinle karşı karşıya olduğu için bazı zorluklarla karşılaşabilir. İlk aşamada bir çok ayet anlaşılmaz gelebilir, bazı ayetler sahip olduğu düşünceleri ile çelişebilir. Bu arada kafasında bir çok soru, bir çok da cevap belirecektir. Bu aşamada yapılması gereken ilk şey beyne üşüşen düşüncelerin herhangi birini tercih etmeden okumaya devam etmektir.

Okumaya başlarken bir not defteri tutmak faydalı olacaktır. Okuyucu bir yandan okumaya, bir yandan da not almaya devam ettiği müddetçe bir çok konunun berraklaştığını fark eder. Tekrar tekrar okudukça daha önce sorduğu soruların birçoğunun cevabını bulduğunu görecektir. Alınan notların az bir kısmı içinse daha detaylı araştırma gerekebileceği gözden uzak tutulmamalıdır[xi].

 

Acele Etmeden Yavaş Yavaş Okumak
İnsanoğlu genelde acelecidir. Bir şeyi hemen yapıp bitirmek ister. Çoğunlukla işin kolayına kaçar. Genelde yaptığı işten çabuk sıkılır. Meal okurken ihtiyacımız olan en önemli destek ve malzememiz sabırdır. Meal okumak sıradan, basit ve herkesin yapabileceği bir iş olsa da okuyana sorumluluk yüklemekte, bir çaba ve sabır gerektirmektedir. Kur’an meali okumak, sadece bir okuma olayı değildir. Dışarıdan öyle görülse de, meal okumaya başladıktan sonra bunun öyle olmadığı anlaşılır[xii].

 

Meal okurken üzerinde durulması gereken önemli bir konu da maymun iştahlılıkla, yarım yamalak değil; düşüne düşüne, en önemlisi de sonuna kadar okumaktır. Bunu yapmanın kolay olmadığını, kişinin kendisini okuduğuna bu kadar kaptırmasının olukça zor olduğunu biliyoruz. Ancak okuduğu metnin sıradan bir metin olmadığını, kendisini yaratanın kendisine seslendiğini düşündüğünde, bu zorluğu aşmak daha kolay olacaktır[xiii].

Kim Rabbiyle konuşmaktan hoşlanırsa Kur’an okusun. (Kenzü’i Ummal)

 

İbadetlerin az da olsa devamlı olanının makbul olduğu belirtilmiştir. Bir seferde gayret edip zorla bitirmeye çalışmak yerine, azar azar ama sürekli bir okuma yöntemi tercih edilmelidir. Kur’an’ın parça parça indirilme sebeplerden birisinin de anlaşılmasını kolaylaştırmak olduğu belirtilmektedir.

Küfre sapanlar/inkar edenler: "Bu Kur'an ona (Tevrat ve İncil gibi) bir defada topluca indirilmeli değil miydi?" dedi(ler). Oysa biz onunla senin kalbine iyice yerleştirelim diye (onu) böyle (peyderpey) indirdik. Hem de onu tertil üzere (ağır ağır güzel/düzgün bir okuyuş ile) okuduk. (Furkan 25/32)

 

O halde ondan kolay gelen (miktar)ı okuyun... (Müzzemmil 73/20)

 

Kur’an’la kalpleriniz arasında bir bağlantı/ülfet bulunduğu sürece Kur’an’ı okuyunuz. Kalben ve zihnen Kur’an’dan ayrıldığınız zaman ise okumayı bırakınız. (Buhari)

 

Hz. Peygamber (sav) Abdullah bin Amr’a hitaben: “Kur’an’ı bir ayda hatmet” dedi. O da “Daha fazla okuyabilecek gücü kendimde hissediyorum” diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): “Öyle ise 7 günde bitir, daha az zamanda bitirme” buyurdu. (Müslim)

 

Okumayı Alışkanlık Haline Getirmek
Kur’an’ı anlayarak okumanın en iyi yolu onu azar azar ama sürekli olarak okumaktır. Günde bir sayfa okunursa mealin bitirmeniz iki sene sürmez. İki sayfa okursanız 1 sene sürmez. Üç sayfa okursanız 6 ay kadar sürer. On sayfa okursanız 2 ay. Okuyabileceğiniz asgari sayfa ile başlayabilirsiniz[xv]. Kendimize, belirli zamanlarda, çok az bir süre de olsa okuma mecburiyeti getirelim. Sonra bu süreyi azar azar artırabilir ve şekillendirebiliriz[xvi].  

 

Eğer o gün Kur’an’ı belirlediğimiz miktarda okuma gücünü kendinizde bulamıyorsanız, bir ayet okuyun; hiç değilse bir defa açıp bakın ve kapatın. Ama mutlaka alışkınlığınızı devam ettirin. Peygamberimiz (sav), “yapılan amellerin en hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır” buyuruyor.  

Eskiler günlük alışkanlık haline getirdikleri özel ibadetlerine (Kur’an okuma, zikir) vird adını verirlerdi.

 

Surelerin İniş Sırasına Göre Okumak
Bilindiği gibi Kur’an’ın hepsi, bir defada indirilmemiş, 23 yıllık bir zaman diliminde tamamlanmış sonra da toplanarak bir kitap haline getirilmiştir. Rabbimiz ayetlerini, gerek gördükçe, oluşmasını istediği inanç sisteminin ve toplum yapısının ihtiyaçlarına göre göndermiştir. Dolayısıyla gönderildiği dönem içinde meydana gelen olaylar Kur’an ayetlerinin anlaşılması açısından önemli bir yere sahiptir. Kur’an’ın inişinin geniş bir zaman dilimine yayılması, bu arada çok önemli sosyal ve siyasi olayların meydana gelmesi ve bu olayların ayetlerde yansımasını bulması, ama kitabın kronolojik sırayı yansıtacak şekilde düzenlenmiş olmaması, ilk okuyan için takip etmeyi biraz zorlaştırmaktadır. Kur’an okumaya neresinden başlanırsa başlansın mutlaka bir şeyler anlaşılır, bir şeyler öğrenilir. Ama ayetlerin iniş sırasına göre okunursa daha iyi anlaşılması mümkün olabilir.[xvii]

 

Ayetlerin iniş sıraları konusunda, üzerinde tüm otoriteler tarafından anlaşmış bir liste yoktur. Çeşitli iniş sıraları verilmektedir. Aralarında bazı farklar bulunsa da bu farklar sorun olacak farklar değildir. Bu listeler çoğu mealin başında da bulunmaktadır. Herhangi biri takip edilebilir.[xvii]

 

İniş sıralarını takip ederek okuma yöntemi, birçok kişiye, okuyacağı her surenin önce iniş sırasını bulmak ve sureden sureye atlamak gerekeceğinden zor ya da sıkıcı gelebilir. Bu durumda son sureden başlayarak baştaki surelere doğru okumak da bir yöntem olarak benimsenebilir. Mekke döneminde inen sureler genellikle kitabın sonunda, Medine dönemindekiler ise çoğunlukla kitabın başında bulunmaktadır[xvii].  

 

Okuma Zamanı
Kur’an mealini okumak ve düşünmek için verimli saatler tercih edilmelidir. Okuma için zaman olmadığı mazereti öne sürüldüğünde çoğunlukla “TV seyretmek için çok vakit bulunabildiği” eleştirisi yöneltiliyor.

 

Çoğumuz yoğun bir tempoda yaşıyoruz. Maalesef vaktimizin en verimli kısmını işimiz için ayırıyor ve enerjimizin büyük kısmını bu vakit içinde harcıyoruz. Eve döndüğümüzde kalan vaktimiz çoğunlukla verimli bir vakit olmuyor. Evet, bir boş vakit var ama insan fiziksel ve zihinsel olarak tükenmiş oluyoruz. TV seyretmek pasif bir davranış, dolayısıyla bir gayret gerektirmiyor. Ama TV seyrettiğimiz zamanın bir kısmının meal okumak için ayrılması düşüncesi bize çok da verimli bir yaklaşım olarak görünmüyor. Bu tip zamanlarda meal ile ilgilenmek tamamen faydasız olmasa da konunun önemini göz önünde bulundurularak imkanlar ölçüsünde ayrılabilen en uygun zamanın bu iş için tahsis edilmeye çalışılması gerekli.

Ey örtünüp bürünen! (Rasulüm!) Gece (ya) biraz (uyumanın) dışında kalk (ibadet et); (ya da) yarısında (kalk), ister o (yarısı)ndan biraz eksilt, ister onu (biraz) artır. Kur'an'ı da tertil ile (ağır ağır, düzgünce) oku.
Doğrusu biz senin üzerine (sorumluluğu) ağır bir söz (olan Kur'an'ı) vahyedip bırakacağız.
Gerçekten gece (ibadete) kalkış, (kendini vermen için) daha uygun ve okuyuş bakımından da daha etkilidir.
Çünkü gündüzde, senin uzun meşguliyetin vardır. (Müzzemmil 73/1-7)

 

Allah (cc) elçisine bunun için gece kalkmayı tavsiye ediyor. Ama buradan yola çıkarak muhakkak “gece biraz dinlendikten sonra kalkılmalı yoksa okumadan bir faydası elde edilemez” sonucu çıkmamalı. Sabah güne erken başlayarak ayıracağımız bir yarım saat yada akşamleyin günün yorgunluğunu attıktan sonra ayıracağımız bir vakit de uygun bir zaman dilimi olabilir. Bu büyük ölçüde okuyucunun durumuna ve sosyal yaşamına bağlı. Ama mutlaka bu iş için özel bir zaman ayrılmalı ve mümkün olduğunca da bu vakti elimizdeki en verimli zaman dilimleri arasından seçmeye gayret etmeliyiz.

 

Ama böyle bir özel zamanı her şeye rağmen ayıramayanlar için hiç olmazsa bulabildiği fırsatları değerlendirmek için uygun şartları oluşturmaya gayret etmesi faydadan uzak olmayacaktır. Otobüste, taramvayda, vapurda, trende, iş yerinde, bekleme sırasında, piknikte,… cebinizde taşıyacağınız küçük bir mealden bir dakikada ab-ı hayat fışkırabilir[xviii].  

 

Arapça Aslı ile Birlikte Okumak
Kur’an’ın Allah sözü olan, mucize olan, okuyanı anlamasa bile etkileyen kısmı aslında Arapça orjinali. Herhalde bu mucizevi özelliği dolayısıyla olsa gerek anlayarak okuyandan kat kat fazla sayıda anlamadan okuyanı var. Bu kişiler anlamadıkları halde hiç zorlanmadan, büyük bir aşk ve şevk ile okumaya devam etmekte ve bundan hiç bıkkınlık duymamaktalar.

 

Arapça aslını okumayı bilenler için, meal okumalarını Kur’an’ın aslı ile birlikte yapmak, okumayı daha kolay hale getiriyor. Aynı oturuşta önce Arapça aslını sonra mealini, ya da önce mealini sonra bir de Arapça aslını okuyarak ilerlemenin çok daha kolay olduğu uygulayanlar tarafından ifade ediliyor.

 

Okurken Ders Çıkarmak
Ayetlerin bir ilk muhatabı vardır. O ilk muhattabın bilinmesi metni anlamak açısından önemlidir. Ancak şimdiki muhatabın okuyucunun kendisidir. Okuduklarında kendisine de bir şeyler söyleniyordur. Okuyucu, verilen örneklerden ibret almayı, kendisine pay çıkarmayı unutmamalıdır. Kur’an’ın kendisine seslenen bir kitap olduğu düşünülmüyorsa ondan alınabilecekler de oldukça sınırlı olacaktır.[xix].

 

Ama bunu yaparken haddi aşmamaya da dikkat edilmeli, haddi aşma ihtimali olan yorumlardan hemen uzaklaşılmalıdır. “Her ayetten bir çıkaracağım” mantığı doğru değildir. İlim, tecrübe isteyen durumlarda susmayı bilmek icap edebilir. Meal okuyarak, Kur’an’ı çok iyi bilen ve yaşayan bir alim gibi hüküm çıkarmaya kalkışan ve çıkmaz yollara sapanlar için Hz. Ali’nin sözü yeterince koruyucu bir güce sahip: “Bilmedikleri yerde dursalardı sapmazlardı.” İnsanın her şeyi bilmesi mümkün değildir, şart da değildir[xx].  

 

Kur’an’ın Yaşanarak Anlaşılması[xxi]
Tüm bunlara rağmen, bir kimse Kur'an'ın mesajını pratiğe aktarmaksızın O'nun ruhunu tam anlamıyla kavrayamaz. Çünkü Kur'an, ne kolayca okunacak bir soyut teori ve fikirler kitabıdır, ne de ancak üniversite ve manastırlarda incelenebilecek dinî bir muamma kitabıdır. O, insanları bir hayata çağırmak ve buna uygun yaşayanların etkinliklerini yönlendirmek üzere gönderilmiş bir kitaptır. O'nu pratik hayattan uzaklaştıranlar, sadece dudaklarıyla okuyarak O'nun anlamını tam olarak kavrayıp ruhunu idrak edemezler. Ancak O'nun mesajını kabul edip O'nun hidayeti üzere hareket edildiğinde tam olarak anlaşılabilir.     

Bu, (öyle bir) kitaptır ki, onda (ve onun İlahi kelam olduğunda) hiç şüphe yoktur. O muttakilere (Allah'ın emirlerine uygun yaşamak isteyenlere) doğru yolu gösteren (öğreten)dir.
(Bakara 2/2)

 

Bizim uğrumuzda cihad eden (ve çaba gösteren)lere (gelince); biz onları elbette yollarımıza eriştiririz. Şüphesiz ki Allah iyilik (ve iyi iş) yapanlarla beraberdir.
(Ankebut 29/69)

 

 

Dipnotlar

[i] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 74

[ii] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 119-120

[iii] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 159-160

[iv] Kur’an’ı Anlamaya Giriş, 121

[v] Kur’an’ı Anlamaya Giriş, 122

[vi] Tefhim’ül Kur’an, Giriş Bölümü

[vii] Kur’an Anlaşılsın Diye, 32

[viii] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 80

[ix] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 81-82

[x] Tefhim’ül Kur’an, Giriş Bölümü

[xi] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 117-118

[xii] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 119

[xiii] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 117

[xiv] Kur’an’ı Anlamak ve Yaşamak, 32

[xv] Kur’an’ın Anlamı İle Buluşma Platformu, 9

[xvi] Kur’an’ın Anlamı İle Buluşma Platformu, 8

[xvii] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 109-112

[xviii] Kur’an’ın Anlamıyla Buluşma Platformu, 8-9

[xix] Kur’an Meali Okuma Klavuzu, 121

[xx] Kur’an’ın Anlamı ile Buluşma Platformu, 18

[xxi] Tefhim’ül Kur’an, Giriş Bölümü