Hesap

Mahşerde keyfiyetini kavrayamadığımız büyük bir adalet mahkemesi kurulacak, bu dünyada sorumluluk çağına geldikten sonra ölen herkes çok ince bir hesaptan geçirilecektir. Dünyada yaptıklarından sorgulanacaklar, yaptıklarının karşılığını orada göreceklerdir.

Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar; Annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından. O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır. (Abese, 34-37)

 

O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele, 6-8)

 

"O gün hesaba çekileceksiniz. En gizli işiniz bile gizli kalmayacak” (Hakka 69/18).

 

“Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. “Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin!” (İsrâ, 17/13-14)

 

"Kitap ortaya konmuştur. Suçluların onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. Vay halimize derler, bu nasıl kitapmış. Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez" (el-Kehf 18/49). 

 

“Ve o gün, herkesin dünyada yapıp ettiklerine dair Kitap önlerine konduğunda, suçluların orada yazılı olanlardan irkildiklerini görürsün; ‘Vah halimize! Nasıl kitapmış bu! Küçük büyük hiçbir şey bırakmamış, her şeyi sayıp dökmüş!' derler. Ve yapıp ettikleri her şeyi kaydedilmiş olarak önlerinde bulurlar ve Rabbinin kimseye haksızlık yapmadığını anlarlar” (Kehf 18/49).

 

“O Gün kendi dilleri, elleri ve ayakları, bütün yaptıklarını açığa vurarak unların aleyhine şahitlik edecek” (Nûr 24/24)

 

“O Gün ağızlarına mühür vuracağız! Fakat elleri dile gelecek ve ayakları yapmış oldukları her şeye tanıklık edecektir” (Ya-Sin 36/65).

 

“Allah’ın düşmanları ateşe sürüldükleri gün, toplanıp bir araya getirilir. Nihâyet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları hakkında onların aleyhine şahitlik edeceklerdir. Bu durumda onlar derilerine derler ki, ‘niçin aleyhimize tanıklık ettiniz?’ derileri ise onlara, ‘her şeyi konuşturan Allah, bizi konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı. îşte O’na döndürülüyorsunuz. Siz günah işlerken, kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceklerini ummuyor, onlardan hiçbir şeyinizi gizlemiyordunuz ve hatta yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. İşte Rabbinize karşı beslediğiniz bu zannınız sizi helak etti, ziyana uğrayanlar olup çıktınız.' Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateştir onların yeri... ve eğer özür dileyip Rablerini memnun etmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir” (Fussilet 41/19-24).

 

“Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adâlet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.” (Enbiyâ,21/47)

 

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.” (Zilzâl, 99/7-8)

 

Cennet ve Cehennem

İslâm’a göre, insanların bu dünyada yaptıkları iyi veya kötü hiçbir şey karşılıksız kalmayacaktır. Herkes yaptığının karşılığını mükâfat veya ceza olarak ahirette görecektir. İyi amel işleyenler karşılığını cennette mükâfat olarak, kötülük yapanlar da bunun karşılığını ceza olarak cehennemde göreceklerdir. [ii]

“Artık kimlerin (sevap) tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.” (Mü'minûn, 23/102-103)

 

 “İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse, artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. Ama kimin de tartıları hafif gelirse, işte onun anası (varacağı yer) Hâviye’dir. Sen Hâviye’nin ne olduğunu ne bileceksin? O, kızgın bir ateştir” (Kâri’a, 101/6-11).

 

İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre cehennem de cennet gibi yaratılmış olup şu an mevcuttur ve cennete nispetle evrenin en alt kısmındadır. Cehennem azabıyla ilgili olarak da İslâm bilginleri iki farklı görüştedir. Bilginlerin çoğunluğuna göre cehennemedeki biyolojik ve psikolojik azap türleri ebedî olup sonsuza dek sürecektir. İçlerinde ashaptan bazılarının da bulunduğu bir grup bilgine göre ise Allah’ın dilediği kadar sürdükten sonra azap sona erecek, Allah’ı görmekten ve onunla konuşmaktan mahrum olmaktan ibaret bulunan psikolojik azap ebediyen sürecek ve hiçbir zaman sona ermeyecektir.[iii]

 

 

Dipnotlar

[i] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[ii] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[iii]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010