Malcom X

Veysel Akkaya’nın Haccı Yaşayanlar (Nesil:2008) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Zenci Müslümanların liderlerinden Malcom X İslam’la koyu bir ırkçı lider vasıtasıyla tanıştı. Beyaz ırka karşı zenci ırkın üstünlüğünü savunuyor ve üstelik bunu İslam adına yapıyordu. Aradan yıllar geçti. Malcom X hayatının dönüm noktası olacak bir kutsal yolculuğa, hacca gitti. Kabe’de Yüce Allah’ın huzurunda toplanan Müslümanların manzarası onu derinden etkilemişti. İntibalarını şöyle anlatır:

“Dünyanın her yerinden gelen yüz binlerce hacı, her renkten insan vardı. Mavi gözlü sarışınlardan tutun da Afrikalı kara derililere değin. Ama tümümüz de birlik ve kardeşlik anlayışına bağlı kalarak aynı ibadetleri yapmakla bütünleşiyorduk; oysa Amerika’da gördüklerimize bakıp beyazlarla ötekiler arasında hiçbir zaman kardeşlik diye bir şeyin var olmayacağına inanırdık.

Ben böyle samimi içten bir misafirperverlik görmedim. Hz. İbrahim (a.s.), Hz. Muhammed (a.s.m.) ve kitap sahibi diğer peygamberlere ait bu kutsal mekânda farklı renk ve ırktan bir araya gelmiş insanların kardeşlik ruhuna şimdiye kadar hiçbir yerde şahit olmadım. Bir haftadır farklı renklere sahip insanların bana gösterdikleri nezaket ve incelikten dolayı şaşkınım. Mekke’yi ziyaret etme bahtiyarlığına erdim. Kâbe’yi yedi defa tavaf ettim. Zemzem’den içtim. Safa ile Merve arasında koştum. Mina’da ve Arafat’ta dua ettim. Dünyanın her yanından on binlerce hacı vardı. Amerika’da iken ben böyle bir mozayikte bu tür bir kardeşliğin, beyazlarla siyahlar arasında gerçekleşmesinin mümkün olacağına asla inanmamıştım. 

 

Amerika, İslâm’ı anlamak zorunda. Çünkü kendi toplumundaki ırkçılık problemini çözecek, kaldıracak tek din İslâm’dır. İslâm ülkelerindeki seyahatim boyunca, Amerika da insanların zihninden tamamen kazımış. Ben renklerine bakmaksızın insanların her ırktan insana karşı samimî ve gerçek bir kardeşlik gösterdiğine hayatımda ilk defa şahit oldum. 

 

Benden duyduğunuz bu sözler karşısında, kim bilir, belki de şaşırıp kalacaksınız. Fakat hac yolculuğum sırasında gördüklerim ve yaşadıklarım, beni önceki düşüncelerimi gözden geçirmeye ve bazı yargılarımı terk etmeye zorladı. 

 

İslâm topraklarında şu geçen on bir gün zarfında; gözleri mavilerin en güzeli, saçları sarının en alımlısı, derileri beyazların en beyazı olan Müslümanlarla aynı tabaktan yemek yedik, aynı bardaktan su içtik, aynı mekânda yattık ve bir olan aynı Allah’a dua ettik. Beyaz Müslümanların söz ve davranışlarında, Gana, Sudan ve Nijerya Müslümanlarında hissettiğim samimiyetin aynısını müşahede ettim. Biz gerçekten de eşittik, kardeştik. Onların Allah’a olan inançları beyaz mefhumunu (ayrımcılığını) zihinlerinden ve davranışlarından temizlemiştir.