Mevlâna Halid-i Bağdadî, Medine-i Münevvere’de kâmil bir mürşid ararken, istikamet üzere yaşayan Yemenli bir zatla karşılaştı. Ondan kendisine nasihatte bulunmasını istedi. O dedi ki:

“Ey Halid, Mekke-i Mükerreme’ye vardığında, şeriatin zahirine muhalif görünse bile sakın kimseye itiraz etme!”

Mevlâna Halid Hazretleri der ki:

“Bir Cuma günüydü. Yüzümü Beytullah’a çevirmiş ‘Delâil’ kitabım okuyordum. Siyah sakallı birisi orada arkasını Beytullah’a, yüzünü bana çevirmiş. Arkasını Beytullah’a dönmüş, hürmeti terk etmiş’ diye geçirdim. Ama ona bir şey söylemedim.

 

Biraz sonra adam bana yönelerek şöyle dedi: 

‘Ey kardeş! Mü’min kimseye hürmet etmenin Kâbe’ye hürmet etmekten daha önemli olduğunu bilmiyor musun? Ayrıca Medine’deki o muhterem Üstad’ın nasihatim ne çabuk unuttun?’ 

Bu zatın büyük velîlerden biri olduğunu anladım. Hemen elini öptüm, affını diledim ve beni irşad etmesini istedim. Bunun üzerine, ‘Sizin irşadınız bu bölgede değildir’ dedi. Mübarek elleriyle Hindistan tarafını işaret etti.”

Halid-i Bağdadi

Veysel Akkaya’nın Haccı Yaşayanlar (Nesil:2008) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.