Yasaların Varlığı

Bilimin en önemli ön kabullerinden biri içinde bulunduğumuz evrendeki süreçleri tarif eden doğa yasalarının zaman ve mekânda evrensel olduğudur. Bilimsel faaliyete girişen kişi yasalara ulaşmaya çabalarken bulacağı yasaların evrensel olacağı zihninde bir ön kabul olarak vardır. [1]

Natüralizm (materyalizm veya ateizm de denebilir) açısından evrenin rasyonel, anlaşılır bir yapıda olmasını beklenir kılacak hiçbir unsur gözükmemektedir. Pekâlâ, evrende hiçbir doğa yasasının var olmadığı bir durum olabilirdi; mantıki açıdan evrende yasaların var olması zorunlu bir durum değildir. [2]

Ateistler her şeyi salt madde ile açıklama gayreti içinde olduklarından tabiat kanunlarının kaynağı olarak yine maddeyi gösterirler. Bir başka deyişle, tabiat kanunları “maddenin kendine mahsus bir özelliğidir.” Dolayısıyla fizik kanunlarının kökeninin ne olduğu sorusuna ateistin verdiği nihai cevap “maddenin davranışı böyledir” demekten ibarettir. Elbette bu cevap, gerçek bir açıklama özelliği taşımaz ve sorunun tekrar sorulmasına yol açar. Hâlbuki, asıl tartışma konusu olan “madde neden böyle davranır?” sorusuna “çünkü madde böyle davranır!” diye cevap vermek, aslında cevap vermekten kaçmak demektir.[3]

Açıkça görülmektedir ki, maddeye metafiziksel özellikler yüklenmeye çalışılmaktadır. Ancak bu anlayışla, ezeli ve ebedi olan, mutlak ilim ve hikmet sahibi bir tanrı yerine yine ezeli ve ebedi olan, düzeni tesis etmek için kanunlar koyabilen maddeyi koymaktan başka bir şey yapılmamaktadır.[4]

Natüralist bakış açısından yasalara getirilebilecek yaklaşım“doğa yasalarının düzenliliği” olarak bilinen görüştür. Bu görüşe göre doğa yasaları, evrendeki düzenliliklerden ibarettir. Yasalar, bu düzenliliklerin nedeni olmaktan ziyade bu düzenliliklerin tasviridir. Bu görüşe göre elektronların hepsi eksi yüklü olduğu içindir ki “Bütün elektronlar eksi yüklüdür” diye bir yasadan bahsedebiliriz. Bu yasa, evrendeki bütün elektronların eksi yüke sahip olması düzenliliğinin bir tasvirinden başka bir şey değildir; elektronların eksi yüke sahip olmasının ise bir açıklamaya ihtiyacı yoktur. Bu yaklaşımın natüralist paradigma içerisinde en makul doğa yasası tanımı olduğu düşünülmüştür, zira teori evrendeki gözlemlenebilen düzenlilikler dışında bir şeye atıf yapmaz. Peki, neden evren düzenliliklerle doludur? Düzenlilik görüşünü savunanlara göre bu sorunun bir cevabı yoktur. Bu düzenliliklerin arkasında derin bir açıklama yoktur, doğa bu şekildedir, hepsi bu! Ancak doğa yasalarının doğadaki bu inanılmaz düzenliliklerini tesadüfe bağlamak entelektüel açıdan çok rahatsız edici bir durumdur. [5]

Materyalist-ateizmi benimseyenlerin yasaların varlığını açıklama hususunda en çok başvurdukları yaklaşım, evrenin yasalarının maddi evrenle beraber ezeli olduğu, maddeye içkin özellikler olan bu yasaların ezelden beri var olduklarını söylemek dışında bir açıklama yapmaya gerek olmadığı şeklinde olmuştur. [6]

“Neden kaos değil de doğa yasaları var” ilk olarak odaklanmamız gereken sorudur. Pekala evrende hiçbir doğa yasasının var olmadığı bir durum olabilirdi; mantıki açıdan evrende doğa yasalarının var olması zorunlu bir durum değildir. [7]

Natüralist paradigma içerisinde devamlı hareket halinde olan bir evrende mekân ve zamanda değişmeyen yasalar beklemek için hiçbir sebep gözükmemektedir. Fizikçi Paul Davies bu durumu şu şekilde özetlemektedir:[8]

“Bilim insanı olmak için evrenin güvenilir, değişmez, mutlak, evrensel, kökeni belirsiz matematiksel yasalar tarafından yönetildiğine inanman gerekir. Bu yasaların geçersiz olmayacağına, yarın uyandığın zaman ısının soğuktan sıcağa aktığı gibi bir duruma rastlamayacağına ya da ışık hızının saat başı değişmeyeceğine inanman gerekir. Yıllar boyunca sık sık fizikçi meslektaşlarıma neden fizik yasaları oldukları gibidir diye sorarım. En sık verilen cevap şöyledir; oldukları gibi olmaları için hiçbir gerekçe yoktur, onlar sadece varlar.”[9]

 

Eğer doğa yasaları doğadaki düzenliliklerden ibaretse ve bu düzenlilikler kozmik bir tesadüfse, o zaman bu düzenliliklerin gelecekte de devam edeceğini, ya da evrenin gözlemleyemediğimiz kısımlarında da var olduğunu düşünmemiz için hiçbir neden olamaz. Eğer doğada gözlemlediğimiz düzenlilikler büyük kozmik tesadüflerse, o zaman doğadaki düzenliliklerin evrensel olduğunu; gelecekte de bu düzenliliklerin bu şekilde kalacağını veya geçmişte de bu şekilde olduklarını veya bambaşka uzayın bölgelerinde de aynı şekilde geçerli olduklarını düşünmemiz için hiçbir sebep yoktur.  [10]

Davies de şunları  söyler:

“Hayatın ya da evrenin kökenini illa ki tabiatüstü bir şeylerle açıklamaya gerek yok. Ben bu tarz ilahi onarıcı fikirden hiçbir zaman hoşlanmadım. Bütün her şeyi varlığa getirecek derecede zeki bir matematiksel kanunlar kümesine inanmak bana daha ilham verici geliyor.”[11]

Bu güvenilmez ‘hoşlanma-hoşlanmama’ argümanını bir kenara bıraktıktan sonra, evreni var eden teori ya da kanunlar ile ne kastedilmiş olabileceğini sorabiliriz. Elbette tabiat olaylarını tarif eden matematiksel kanunlardan kurulu teoriler formüle edebileceğimizi düşünürüz ve bunu çoğu zaman da şaşırtıcı bir kesinlikle yapabiliriz. Fakat bulmuş olduğumuz bu kanunlar hiçbir şeye sebep olamazlar. Newton kanunları bir bilardo topunun hareketini tarif edebilir, fakat o topu hareket ettiren şey kanunlar değil, ona ıstakayı vuran bilardo oyuncusudur. Kanunlar bize topun sonraki hareketinin doğrultusunu belirtir, fakat onların, topu var etmek şöyle dursun topu hareket ettirmeye bile güçleri yoktur.[12]

Herhangi bir kanunu bir şeyin etkili ve amil varlık sebebi olarak göstermek dilin çarpıtılarak kullanılmasıdır. Kanun, bir failin varlığını gerektirir; çünkü Kanun sadece o failin takip ettiği bir yoldur. Fail olmadan, kanun hiçbir şey yapamaz, hiçbir şeydir. Fail de güç de kanundan farklı şeylerdir.”[13]

Hawking’in son sorusu şuydu: “Yoksa bir Yaratıcı ya mı ihtiyaç var?” Modern astronominin babalarından biri olarak görülen, kuasarların kâşifi, Nobel’in astronomideki muadili Crafood Ödülü sahibi Allan dage’in, yukarıdaki sorunun cevabının evet olduğundan hiç şüphesi yoktur:

“Böylesi bir düzenin kaostan çıkmış olmasına ihtimal vermiyorum. Düzenleyici bir ilke olmak zorunda... Tanrı bana gizemli gelse de varlık mucizesinin mümkün olan tek açıklamasıdır.”[14]

David Armstrong’un tabiri ile doğadaki düzenliliklerin tesadüf olduğuna inanan biri her şeye inanabilir.[15]

Doğa yasalarının düzenliliği görüşünü savunan felsefeci Norman Swartz da kozmik tesadüf probleminin farklındadır ve bu problemi şu şekilde ifade etmektedir:[16]

“Evrende muhtemelen 1060’dan fazla elektronvardır ve bunların tamamının tam olarak aynı elektrik yüküne sahip olduğunu varsayabiliriz. Her ne kadar aynı sıradaki beş arabanın kırmızı olmasını tesadüf olarak değerlendirmeye hazır olsam da, 1060 cismin tam olarak aynı elektrik yüküne sahip olmasını benzer şekilde tesadüfle açıklayabilir miyim?[17]

Yapabileceğimiz bir şey derince yutkunmak ve şunu söylemektir:... ‘Hiç, ama hiçbir şey bu gerçeği açıklamamaktadır.’ Bunu söyleme durumuyla karşı karşıya kalan bir sürü insan karşımızdaki dünyanın tesadüfiliğini tamamen fantastik bulur: Eğer bunun tamamını Allah tasarlayıp bu sayısız parçacıkların nitel olarak aynı olmasını sağlamadıysa, o zaman bir şey bunu açıklamalıdır. 1060 cismin hepsinin özelliklerinin aynı olması sadece bir tesadüf olarak kabul edilemez.”[18]

 

 

Dipnotlar

[1]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[2]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[3]Ateizm Yanılgısı. Selçuk Kütük. Açılım Kitap:2010

[4]Ateizm Yanılgısı. Selçuk Kütük. Açılım Kitap:2010

[5]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[6]Allah’ın Varlığının 12 Delili. Caner Taslaman. İstanbul Yayınevi: 2015

[7]Allah’ın Varlığının 12 Delili. Caner Taslaman. İstanbul Yayınevi: 2015

[8]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[9]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[10]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[11]Aramızda Kalsın Tanrı Var. John C. Lennox. Ufuk: 2013

[12]Aramızda Kalsın Tanrı Var. John C. Lennox. Ufuk: 2013

[13]Aramızda Kalsın Tanrı Var. John C. Lennox. Ufuk: 2013

[14]Aramızda Kalsın Tanrı Var. John C. Lennox. Ufuk: 2013

[15]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[16]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[17]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015

[18]Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası. Caner Taslaman, Enis Doko. İstanbul Yayınevi: 2015