Allah’ın (c.c) Varlığı

Tarih boyunca tüm toplumlarda bir yaratıcı fikrinin olduğu görülür. Irkları, ülkeleri, dil ve kültürleri birbirinden farklı olan insanlar, her ne kadar bu yaratıcının niteliklerinde farklı anlayışlara sahip olmuşlarsa da onun varlığından şüphe etmemişlerdir. Tarihin çeşitli dönemlerinde puta, ateşe, güneşe ve yıldızlara tapınma şeklinde kendini gösteren bu ihtiyaç, inanmanın tüm insanları kuşatan evrensel bir nitelikte olduğunu göstermektedir. [i]

 

Allah'ın Varlığı İspatlanabilir mi?

O’nun zâtı duyularla idrak edilemediği için, Allah’ı kanıtlamak ancak O’nun dışındaki varlıklardan hareketle mümkün olabilir. Bu nedenle Allah’ın varlığına inanmak, zihinsel faaliyette bulunmanın yanında gönlün harekete geçirilmesi ve iradenin eğitilmesiyle mümkündür. İmanın asıl değerini de bu teşkil eder. Şayet bu konunun matematik ispatı mümkün olsaydı, ceza ve mükafatı gerektiren bir önemi de olmazdı. [ii]

 

Allah'ın Varlığı Nasıl Bilinebilir?

İslâm düşüncesinde kelamcılar ve filozoflar Allah’ın varlığını genelde kozmolojik ve teleolojik delillere dayalı bir yöntem içinde ispatlamaya çalışmışlardır… İslâm düşüncesinde gaye ve nizam delili olarak bilinen teleolojik delil, evrende eşsiz bir düzen olduğu ve bunun kendiliğinden meydana gelemeyeceği esasına dayanmaktadır. Buna göre varlıkların belirli bir estetik bütünlük ve uyum içinde işleyişi, sonsuz kudret sahibi ilâhî bir varlığın kanıtıdır.[iii]

 

Kuran’da çoğunlukla, âlemin yaratılmışlığını ve düzenli işleyişini öne çıkaran bir ispat yöntemi göze çarpmaktadır. Tabiattan hareket eden (kozmolojik) ve varlıklardaki gayeliliği vurgulayan (teleolojik) delilleri Kur’an’da bulmak mümkündür. Böylece kendiliğinden meydana gelmesi imkânsız olan evrenin ve onun varlıkları arasındaki uyum Allah’ın varlığına delil kılınmaktadır…Ayetlerde belirli bir ölçü ve plan içerisinde yaratılan varlıklar, kendisi hakkında bilgi vermek için değil, Allah’ı gösteren bir işaret (âyet) olarak ele alınmıştır. Nitekim bir yerde, gökler ve yer dururken Allah hakkında şüphe edilmesi, anlaşılmaz ve tuhaf bir durum olarak görülmüştür. (İbrahim 14/10). [iv]

 

Allah zatı gereği akılla idrak edilemeyen bir varlık olsa da bu husus O’nu her türlü bilgi alanının dışına çıkarmayı gerektirmez. Akla inanç sahasında tam bir yetkinlik tanıyarak imanı salt bir bilgi düzeyine indirgemek yanlış olduğu gibi, aklın kullanımını sadece fizik alanla sınırlamak da doğru değildir... Kur’an sürekli olarak görünür âlem üzerinde gözleme dayalı bir düşünme yöntemi önermekte ve bunu imanın bir gereği olarak göstermektedir.[v]

 

“Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur” (Kaf 50/6).

 

“O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır” (er-Ra‘d 13/3).

 

“Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır” (en-Nahl 16/11).

 

 

Dipnotlar

[i]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[ii]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[iii]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[iv]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[v]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010