Hz.Abdullah b. Mes'ûd

 

 

 

 

 

 

 

 

Zühd

İbrahim’den rivâyet edildiğine göre, Abdullah:[1]

“Allah’a mülaki olmadıktan sonra mümine rahat yoktur” demiştir.

 

Kays b. Habeş’ten, Abdullah (ra)'ın şöyle dediği rivâyet edilmiştir:[2]

“Şu kendisinden hoşlanılmayan ölüm ve fakirlik ne de güzel şeylerdir. (Allah’a yemin ederim ki, dünyada insan ancak ya zengin veya fakir olur) ben bunlardan hangisiyle imtihan olunur­sam olayım, aldırmam. Zira zenginlikte şefkat, fakirlikte ise sabır vardır.”

 

Abdullah b. Utbe’den rivâyet edildiğine göre, o:[3]

“Abdul­lah insanlar uykuya daldıkları vakit kalkar ve adeta arı uğultusu gibi sesi duyulurdu” demiştir.

İbni Şeddad b. Had’dan şöyle nakledilmiştir:

“Abdullah b. Mes'ud’un yalnızca bir yastığı, bir elbisesi, misvağı ve bir çift terli­ği vardı”.

 

Kays b. Habter, İbni Mes'ud’dan naklediyor:[1]

Kişi, fakirliği zenginlikten daha güzel görmedikçe, imanın lezzetine erişemez. Tevazu, şeref ve ihtişamdan fazla beğenilen bir vasıf olmadığı sürece, kişi imanın zirvesine çıkamaz. Nihayet böyle bir kul için artık, övgü yağdıran da yerden yere vuran da birdir”.

 

Korku ve Hüzün

Dahhâk b. Müzâhim’den, Abdullah (ra)’ın:[4]

“(Uçan) bir kuş olmayı ne kadar da isterdim” dediği rivâyet edilmiştir.

 

Humeyd b. Hilâl, [5]

İbn Mes‘ûd’un: “Merkep dışkısı kalıntı­sı olmayı ve yalnızca ona nisbet edilerek dışkının oğlu Abdullah denilmeyi ne kadar da isterdim. Yeter ki Allah Teâlânın benim bir tek günahımı bağışladığını bileyim” dediğini rivâyet etmiştir.

 

Ebû Cuhayfe,[6]

Abdullah’ın: “Dünyanın iyileri gitti, kötüle­ri geriye kaldı. Bugün ölüm her mü’min için cennettir” dediğini haber vermiştir.

 

Avn b. Abdullah,[7]

Abdullah b. Mes‘ûd’un şöyle dediğini rivâyet etmiştir:

“Bir kul, zirvesine erişmedikçe imanın hakikatine ulaşamaz. Fakirlik kendisine zenginlikten, tevâzu şereften, daha sevimli olmadıkça ve kendisini övenle yereni müsâvî kabul etme­dikçe de imanın zirvesine ulaşamaz.”

 

Mansûr’dan,[8]

Abdullah b. Mes'ûd’un namaza kalktığı va­kit, adeta atılmış bir elbise gibi olduğu rivâyet edilmiştir.

 

Avn b. Abdullah b. Utbe, Abdullah’ın:[9]

“İlim çok rivâyet etmek değildir. Esas ilim Allah korkusudur” dediğini haber ver­miştir.

 

Mesrûk’tan rivâyet edildiğine göre,[10]

Abdullah’ın yanında bir zat: “Mukarrabîn’den olmak benim için, ashâb-ı yeminden ol­maktan daha sevimlidir” demiş. Bunun üzerine Abdullah, kendini kasdederek: “Fakat şuracıkta bir adam var ki, öldükten sonra diriltilmemeyi hepsine yeğler” demiştir.

 

Ebû Ubeyde’nin şöyle dediği rivâyet edilmiştir:[11]

Abdullah (ra) hastalandığı vakit Mücemmi1 b. Hârise’yi evinde ziyarete git­miştir. Evinde birtakım meta görmüş ve ‘Bunları hafiflet azalt. Zi­ra insanlar neredeyse dünya ehli oldular, yani develere döndüler’ demiştir.”

 

Mâlik b. Miğuel’den Abdullah’ın:[12]

“Dünya, yurdu olmaya­nın yurdu, malı olmayanın malıdır. Ve ancak aklı olmayan onun için mal yığar, biriktirir” dediği nakledilmiştir.

 

 

 

 

Dipnotlar

[1]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[2]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[3]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[4]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[5]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[6]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[7]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[8]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[9]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[10]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[11]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993

[12]Kitabü’z Zühd. Ahmed İbn-Hanbel. İz: 1993