Tabiinin büyüklerinden, muhaddis, muttaki bir alim. Zübeyr bin Avvam’ın (r.a ) torunudur. 741 yılında vefat etmiştir.

Rivayetleri Kütüb-i Sitte’de yer almıştır. Fakat rivayet etmiş olduğu hadis-i şerifler azdır.

Zühdü

Süfyan bin Uyeyne: “Amir bin Abdullah yedi diyetle nefsini Allahü teala’ya sattı” buyurmuştur.

Dünyaya ehemmiyet vermezdi. Eline geçen her dünyalığı Allah yolunda sarf eder yanında bir gece dahi olsa kalmazdı. Ma’n bin İsa, Onun çok defalar içerisinde onbin dirhem bulunan bir kese ile Müslümanların arasına çıktığını ve bunların tamamını dağıtmadıkça yatsı namazını kılmadığını haber vermiştir.  

Az Uyuması

Gecelerini hiç uyumadan geçirir gündüzleri de öğleden önce Sünnet-i Resulullah olan kayluleden başka hiç uyumazdı. O geceleri kaim, gündüzleri de hep Saim (oruç tutan) idi. Niçin hiç uyumadığını soranlara “Cehennemin harareti uykularımı kaçırttı” cevabını verdi.

İbadeti

Namaz kılarken sanki tamamen dünyadan çıkar ahirete giderdi. Namaza durduktan sonra konuşulan hiçbir şeyi işitmez, yanında yapılan hiçbir şeyin farkına varmazdı. Hatta kendisi namaza durduğu zaman çocukları konuşup bağrışırlar, onun hiç haberi olmazdı.

“Namaz kılarken hatırına, bir şey gelir mi?” diye soranlara:

“Evet Allahü tealanın huzurunda hesaba çekileceğim gün ile, Cennetlik veya Cehennemlik mi olacağım korkusu gelir” cevabını verdi.

“Bizim hatırımıza gelen dünya düşünceleri veya dünya işlerinden sizin aklınıza bir şey gelir mi?” diye sordular.

Cevabında: “Namazda aklıma böyle bir şey gelmesinden ise, süngülerin uzanıp beni öldürmeleri bundan çok daha iyidir” buyurdu.

İmam-ı Malik bin Enes onun her gün gusl abdesti alarak ibadet ettiğini ve devamlı oruç tuttuğunu haber vermiştir.    

“Eğer aradaki perde kalkarsa (ahireti, Cenneti, Cehennemi görsem) imanımda ve yakinimde hiçbir değişiklik olmaz” buyurmuştur.

Namazı gibi duası da uzundu.

İmam-ı Malik bin Enes haber vermiştir ki; Amir bin Abdullah nice defalar yatsı namazını kılıp, Mescid-i Nebevi’den ayrıldıktan sonra, evine giderken evine varmadan ellerini kaldırır dua etmeğe başlardı. Müezzin sabah ezanını okuyup, Müslümanları sabah namazı için davet edinceye kadar bir daha indirmez, sabah namazını kılmak için mescide döner ve yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kılardı.

Amir buyurdu ki: “Bir gün babama gittim. Bana nerede olduğumu sordu.

“Ben bir kısım insanlar buldum ki onlardan, daha hayırlısını görmedim. Onlar hep Allahü teala’yı zikrediyorlardı. Hatta onların her biri titriyor ve Allah korkusundan bayılıp kendinden geçiyordu. Onlarla beraber oturdum”

dedim. Babam Abdullah bin Zübeyr benim onların içinde oturmamı hoş görmedi ve:

“Resulullah’ı (s.a.v) Hazreti Ebu Bekir’i, Hazreti Ömer’i Kur’an-ı kerim okurlarken gördüm, onlarda böyle bir hal olmadı. Sen onların Hazreti Ebu Bekir ve Ömer’den (r.a) daha mı fazla Allahü teala’dan korktuklarını zannediyorsun” buyurdu.

Amir bin Abdullah:

“Hal böyle olunca (doğruyu öğrendim ve) onları terk ettim” buyurdu.

Amir b. Abdullah (ö.741)

 

 

İslam Alimleri Ansiklopedisi'nin Amir b. Abdullah maddesinden kısaltılarak alınmıştır.