Allah’ın Sıfatları ve İsimleri

Tek başına Allah’ın varlığına inanmak, O’nun bütün evreni yarattığını ve idare ettiğini kabul etmek yeterli değildir. Kulluk şuurunun oluşması için O’nun vasıfları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.  [1]

 

Allah Teâlâ’nın… zâtını idrak etmek mümkün değildir. O’nun zâtı hakkında söyleyeceğimiz yegâne şey, O’nun varolduğudur. Yüce Allah’ı gözle görmek, duyu organlarıyla idrak etmek ya da O’nun niteliklerini akıl yürüterek tespit etmek söz konusu olamaz. Bu durumda Allah’ı tanıma konusunda tek bir vasıtamız kalmıştır ki, o da haberdir. Kâinatın yaratıcısı, bilgi edinme yollarından “doğru haber” vasıtasıyla yani vahiyle bizlere tanıtılmıştır.[2]

 

Allah’ın zâtını duyu organlarıyla kavramak mümkün olmadığına göre O’nun zâtı ve mahiyeti hakkında düşünmek de doğru değildir. Nitekim bir hadiste “Allâh'ın yarattıkları üzerinde tefekkür edin, fakat zâtı üzerinde düşünmeyin. Zîrâ siz, O’nun kadrini (lâyık olduğu şekilde) aslâ takdîr edemezsiniz." buyrulmaktadır. Allah O’nunla ilgili aklımıza ve hayalimize gelen her türlü suretten uzaktır. Bu konuda âlimler arasında “Hatırına gelen her şey, Allah ondan başka bir şey” cümlesi şöhret bulmuştur.[3]

 

Kur’an’da Allah’ın dünya hayatında duyu organlarıyla idrak edilemeyeceği vurgulanmaktadır. “Gözler onu idrak edemez, ancak O gözleri idrak eder” (el-En‘âm 6/103). Allah kalbi mutmain olsun diye kendisini görmek isteyen Hz. Musa’ya bunun mümkün olmadığını belirtmiştir (el-A‘râf 7/143)[4]

 

Biz, Allah'ın zatını ve mahiyetini bilemediğimiz ve kavrayamadığımız için O'nu isim ve sıfatlarıyla tanırız.[5]

 

Bazı dinlerde ve dönemlerde Allah, insana benzer özelliklerle anılmış ve birtakım somut nesnelerle ifade edilmek istenmiştir. Bu da putperestliğe yol açmıştır. İnsanın, sahip olduğu duyularıyla, Allah’ın zatını idrak etmesi asla mümkün değildir. Bu nedenle Allah Teâlâ, kendisinin sıfatları üzerinde düşünülmesini ister. İnsan ancak sıfatlarıyla O’nu bilebilir.[6]

 

Allah’ın Zati Sıfatları

Zatî sıfatlar, Allah’ın zatına nispet edilen ve O’nun ne olduğunu belirten sıfatlardır.

Bu sıfatlar şunlardır:[7]

  1. Vücûd: Yüce Allah’ın var olduğunu ifade eden sıfatıdır. Allah Teâlâ’nın varlığı başka bir varlığa bağlı değildir. Kendisi, kendi varlığının nedenidir.[8]

  2. Kıdem: Allah’ın varlığının bir başlangıcı yoktur. O, sonradan olmamıştır. O, ezelîdir. Yani daha önce yok iken sonradan var olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Cenab-ı Hakk’ın var olmadığı bir an, bir zaman tasavvur edilemez, “O, ilk ve sondur; görünen ve görünmeyendir...” (Hadîd, 57/3).[9]

  3. Bekâ: Allah Teâlâ’nın varlığının sonu olmaması, O’nun daima var olması demektir. Allah Teâlâ’nın varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu, nihayeti de yoktur. “Yeryüzünde bulunan her şey fânidir. Ancak yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir” (Rahmân, 55/26-27).[10]

  4. Muhalefetün li’l-havâdis: Bu sıfat, Cenab-ı Hakk’ın zat ve sıfatları açısından hiç bir şeye benzemediğini ifade eder. “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur” (Şûrâ, 42/11). Allah, şekilden, zamandan, mekândan münezzehtir. Yani Allah herhangi bir şekilde düşünülemez, O’nun herhangi bir iskan yeri yoktur, O zamanla kayıtlı olarak da düşünülemez. Hiçbir şey Allah’a benzemez; “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” (Şûra, 42/11).[11]

  5. Kıyam Binefsihî: Var olmak ve varlığını sürdürmek için bir başkasına ihtiyaç duymamasıdır. Yüce Allah kendi zatının gereği vardır. Allah’ın varlığı bir başkasının varlığının neticesi değildir.“Allah, kendisinden başka Tanrı olmayan, diri ve kendi kendine kaim olandır” (Âl-i İmrân, 3/2).[12]

  6. Vahdaniyyet: Yüce Allah’ın zatında, sıfatlarında, fiillerinde bir olması, eşi, ortağı ve benzerinin bulunmamasıdır. “Ey habibim, senden önce gönderdiğimiz her peygambere; “Benden başka Tanrı yoktur. Bana kulluk edin” diye vahyetmişizdir” (Enbiyâ, 21/25). Yine İhlâs suresinde “De ki: O Allah birdir” (İhlâs, 112/1).[13]

 

Allah’ın Sübuti Sıfatları

Selbî/tenzîhî sıfatlar, acziyet ve eksiklik ifade ettiği için O’nun şanına yakışmayan özelliklerden Allah’ı tenzih etmeyi amaçlar.[14]

  1. Hayat: Yüce Allah’ın canlı ve diri olması demektir. Allah’ın bir hayat sahibi olması, O’nun ezeli, ebedi ve ölümsüz olmasıdır. “Allah hayat sahibidir” (Âl-i İmrân, 3/2). Allah’ın hayatı, mahlûkatta görülen geçici ve maddî olan hayata benzemez. Hayatın zıddı ölümdür. Ölüm, bir noksanlık sıfatıdır. Allah ise noksanlıklardan münezzehtir. Hayat sıfatı, Allah’ın ezeli ve ebedi olarak diri olmasını ifade eder. “Sen, O ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et…” (Furkân, 25/58).[15]

  2. İlim: Yüce Allah’ın olmuş, olacak ve olan her şeyi bilmesi demektir. Allah’ın ilmi belirli bir zaman ve mekân ile sınırlı değildir. “De ki: İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir...” (Âl-i İmrân, 3/29). Allah’ın iyi kullarını mükâfatlandırması, kötüleri cezalandırması bu kimselerin yaptıklarını bütün teferruatı ile bilmesiyle mümkündür.[16]

  3. İrade: Yüce Allah’ın her şeyi istediği gibi dilemesi demektir. Bu kâinatta olmuş ve olacak her şey, Allah’ın dilemesi ve iradesiyle olmaktadır. O’nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği ise asla olmaz. “Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona “Ol” demektir ve o hemen oluverir” (Nahl, 16/40).[17]

  4. Kudret: Yüce Allah’ın varlıklar üzerinde irade ve ilmine uygun olarak tasarruf hakkına sahip olması, her şeyi yapmaya ve yaratmaya gücünün yetmesi demektir. Bu evren ve onda olanlar Yüce Allah’ın kudret sıfatının bir göstergesi olarak durmaktadır. “…Muhakkak ki, Allah her şeye kâdirdir, gücü yetendir...” (Bakara, 2/20).[18]

  5. Semi’ (İşitme): Allah’ın her şeyi işitmesi demektir. Allah’ın işitip görmesine, uzaklık-ya-kınlık, gizlilik-açıklık, karanlık-aydınlık gibi mefhumlar, engel teşkil edemezler. O, içimizdeki fısıltıları, kalpten ve gönülden yaptığımız duaları işitir. “…Allah şüphesiz her şeyi işitir ve görür” (Hac, 22/61).[19]

  6. Basar (Görme): Allah’ın, her şeyi görmesi demektir. Allah’ın görmesine, uzaklık-yakın-lık, gizlilik-açıklık, karanlık-aydınlık engel teşkil edemez. Hiçbir şey O’nun görüş alanının dışında değildir. “…Biliniz ki, Allah şüphesiz yaptıklarınızı görür” (Bakara, 2/233).Yüce Allah’ın Semi’ ve Basîr, yani her şeyi bütünüyle işittiği ve gördüğü hususu Kur’an-ı Kerim’de genellikle birlikte zikredilir. O’nun işitmesi ve görmesi biz insanlarınkine asla benzemez.[20]

  7. Kelâm: Allah Teâlâ’nın harf, ses, hece ve yazı gibi insanlara mahsus vasıtalara muhtaç olmadan konuşması demektir. “…Allah Musa ile konuştu” (Nisâ, 4/164). Kur’an-ı Kerim’e “Kelâmullah” denilir. Allah’ın peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği ilâhi kitaplar, mahlûkatına lütfettiği ilhamlar, hep O’nun kelâm sıfatının bir ifadesidir.[21]

  8. Tekvin: Allah’ın yaratma sıfatıdır. Tekvin, olmayan bir şeyi yokluktan çıkarmak, varlığa kavuşturmak demektir. Hak Teâlâ’nın yaratmak, rızık ve nimet vermek, suçluları cezalandırmak, diriltmek, öldürmek gibi bütün fiilleri, tekvin sıfatıyla ilgilidir. Bunlar, O’nun eser ve tecellisi sayılır. İcad etmek, yaratmak, bilfiil vücuda getirmek, Hak Teâlâ’nın kudret sıfatıyla olur. “De ki; onları ilk defa yoktan var edip yaratan, yeniden diriltir. O bütün yaratılmışı hakkıyla bilendir ” (Yâsîn, 36/79).[22]

 

Esmâ-i Hüsnâ

Kur’anda Allah’ın sıfatlarından değil isimlerinden bahsedilmektedir. Kur’anda en güzel isimlerin O’nun olduğu bildirilmekte ve bu isimlerle O’na dua etmemiz istenmektedir. Ayette geçen “esmâü’l-hüsnâ” yani “en güzel isimler” tabiri zamanla Allah’ın isimlerini niteleyen bir kavram haline gelmiştir. [23]

 

"Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur" (Tâhâ 20/8)

 

"...En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O galiptir, hikmet sahibidir" (el-Haşr 52/24)

 

Allah Teâlâ'nın Kur'an'da ve sahih hadislerde geçen pek çok ismi vardır. Kul bu isimleri öğrenerek Allah'ı tanır, O'nu sever ve gerçek kul olur. Kur'an'da "En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin..." (el-A‘râf 7/180) buyurularak, esmâ-i hüsnâ ile dua ve niyazda bulunulması emredilmiştir.[24]

 

Esmâ-i hüsnâ konusunda rivayet edilen bir hadiste “Allah Teâlâ’nın doksan dokuz isminin olduğu ve bunları sayanın cennete gireceği” bildirilmektedir . Bazı kaynaklarda bu doksandokuz isim sayılmıştır. (Tirmizî, “Daavât”, 82) Zamanla bu liste İslam dünyasında meşhur olmuş, dua ve niyaz amacıyla okunmuştur. [25]

 

Esmâ-i hüsnânın birden fazla olması, işaret ettiği zâtın birden çok olmasını gerektirmez; bütün isimler o tek zâta delâlet ederler: "De ki: İster Allah deyin, ister rahmân deyin, hangisini deseniz olur..." (el-İsrâ 17/110). [26]

 

 

Dipnotlar

[1]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[2]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[3]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[4]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[5]Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[6] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[7] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[8] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[9] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[10] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[11] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[12] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[13] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[14]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[15] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[16] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[17] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[18] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[19] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[20] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[21] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[22] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[23]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[24]Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[25]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[26]Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011