Peygamber İnancı

 

İslâm dininin en temel inanç esaslarından biri peygamberlere, Allah’ın mesajlarını insanlara ileten elçilerine iman etmektir. [i]

 

Allah Taâlâ, insanlara bildirmek istediği emir ve yasakları peygamberleri vasıtasıyla ulaştırmış ve onlardan da kendisinin seçmiş olduğu peygamberlere iman ve itaat etmelerini istemiştir. Bu bağlamda “Kim resûle itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” (en-Nisâ 4/80) buyrularak peygambere iman ve itaat Allah’a iman ve itaatla özdeşleştirmiştir. [ii]

 

Peygamber, Farsça'da “haber taşıyan ve elçi” anlamlarına gelir. Arapça'da, peygamber kelimesinin karşılığı olarak, gönderilmiş ve elçi demek olan resul kelimesi kullanılır. Nebî de Allah'ın emir ve yasaklarını insanlara haber veren, fakat yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilmeyip, önceki bir peygamberin kitap ve şeriatını ümmetine bildirmeye görevli olan peygamberdir. [iii]

 

Peygamberlere iman demek, insanlara doğru yolu göstermek için, Allah tarafından seçkin kimselerin gönderildiğine, bu kimselerin Allah'tan getirdiği bütün bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir. Yüce Allah her müslümana, aralarında herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere inanmayı farz kılmıştır: [iv]

"Peygamber de kendisine Rabbi tarafından indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız..." (el-Bakara 2/285).

 

"Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip bir kısmına iman ederiz, ama bir kısmına inanmayız diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu? İşte gerçekten kâfirler bunlardır..." (en-Nisâ 4/150-151). 

 

Peygamberler Neden Gönderildi?

İnsan, Allah’ın varlığını, bazı şeylerin iyi, bazılarının da kötü olduğunu kendi aklı ve düşüncesi ile bulsa da Allah’a nasıl kulluk edileceğini ve dinî hükümlerin tamamını kendi gayretiyle bilemez. [vi]

 

Peygamberlerin gönderiliş amacı, Kur’an’da şöylece açıklanmaktadır: [vii]

"İnsanlar (aslında) bir tek ümmet (millet) idi. Bu durumda iken Allah, müjde verici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da indirdi" (Bakara 2/213).

 

"Ümmîler arasından kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur" (Cum'a 62/2).

 

"Ey Rabbimiz! Onlara kendi içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir elçi (resul) gönder..." (Bakara 2/129).

 

“Biz, elçileri, insanların, onların gelmesinden sonra, Allah’a karşı ileri sürebilecekleri hiçbir delili olmaması için, müjdelcyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdik” (Nisa 4/165).

 

Dinimizde ilk insana Adem (a.s.) deniliyor. Bu kelimeden "adam" kelimesi türemiştir ki "insan" anlamına gelir. Adem (as) aynı zamanda ilk peygamberdir…  Adem'in evlâtları uzun bir süre doğru yolda yürüyüp tek bir ümmet sıfatını korudu. Ama daha sonra insanlar sapkınlığa düştüler. İşte bu sapıklığı gidermek amacıyla peygamberler gön­derilmeye başlandı. Bu peygamberler kendilerine mahsus ayrı dinler kurmak için dünyaya gönderilmemişti. Hepsinin hedefi, insanların kaybettiği "Hak yolu" tekrar bulmalarına yardımcı olmak ve kendilerini tek bir ümmet haline getirmekti. [viii]

Peygamberler kendi ümmetlerine unuttukları esasları hatırlattılar. Bir tek Allah'a tapmalarını tekrar öğrettiler; şirk ve putperestlikten menettiler; Allah'ın rızasını kazanacak işler yapmalarını tavsiye etliler, Allah'ın ka­nunlarını getirdiler ve herkese duyurdular. Hindistan, Çin, Irak, İran, Mı­sır, Afrika ve Avrupa'ya, kısacası dünyanın her yerine Allah'ın gerçek peygamberleri geldiler. Hepsinin dini aynıydı, yani İslâm. Değişen şey, ilgili milletin tabiatı ve içinde bulunduğu şartlara uygun talimatlardı. Kur’an, her zamanda, her ülkede ve her millette peygamberlerin doğduğunu, hepsinin insanları doğru yola davet ettiklerini ve kötülükten sakınmalarını istediklerini açık­lamıştır. [ix]

Hiçbir ümmet gelip geçmemiştir ki ona bir uyarıcı gelmiş olmasın. (Fâtır; 24)

 

And olsun, biz her ümmete, 'Allah'a ibadet edin ve tağuta tapmak­tan sakının diye bir peygamber göndermişizdir. (Nahl; 36)

 

Öte yandan peygamber gönderilmedikçe azap edilmeyeceğini bildiren âyetler de insanın sorumluluğu ve ilâhî hitap ilişkisi açısından önem arzeden bir diğer noktayı öne çıkarmaktadır. O da insanın kendi psikolojik yetenekleriyle Allah’ın varlığı ve hatta birliği şuuruna ulaşsa da peygamber gelmeden ve onun tebliği sayesinde bilinebilecek hükümler öğretilmeden insanların sorumlu tutulmayacağı gerçeğidir.[x]

“... Biz. peygamber göndermedikçe kimseye azab etmeyiz.” (isra: 17/15)

 

İnsanın belli işlerle sorumlu ve yükümlü tutulabilmesi ve bundan dolayı onlara sevap ve ceza verilebilmesi için bilgilendirilmesine, bunun için de peygamber gönderilmesine ihtiyaç vardır. Böylelikle âhirette insanların "bilmiyorduk, peygamber gönderilmedi" diye Allah'a karşı mazeret ileri sürmelerinin peşinen önüne geçilmiş olmaktadır:

"Biz müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki artık peygamberlerden sonra insanların, Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın..." (en-Nisâ 4/165). [xi]

 

Aklın yeterliliğini ileri sürerek peygamberliğe ihtiyaç olmadığını söylemek suretiyle peygamberliği ve dolayısıyla peygamberleri inkâr edenler, peygamberliğin imkânsız bir şey olduğunu söyleyemez. Her şeyden önce bu, akla aykın olur. Zira akıl, peygamberliğin mümkün olabileceğini, Allah’ın insanlara peygamberler gönderebileceğini kabul eder. Ayrıca, insanları yaratan Allah’ın, onlara teklifte bulunması da mümkündür ve bu, hiçbir surette akla ve hikmete aykın düşmez. Dolayısıyla Allah’ın insanlara teklifte bulunmasını mümkün görenler, bunun sonucu olarak, O’nun, kendi tekliflerini insanlara iletmesi için peygamberler göndermesinin de mümkün olduğunu kabul etmiş olurlar. Netice itibariyle, Allah’ın, kendi yarattığı insanlara buyruklarını iletmek ve onlara doğru yolu göstermek amacıyla peygamberler göndermesi aklın kabul edebileceği bir husustur.[xii]

 

Nasıl Peygamber Olunur? Kimler peygamber olabilir?

Peygamberlik, Allah ile insanlar arasındaki elçilik görevinin adıdır. Peygamberlik, insanın çalışması ve gayretiyle elde edilemez, Allah vergisidir. [xiii]

 

Peygamberlik, Allah vergisidir. Çalışma, ibadet ve taatla elde edilemez. Allah, peygamberlik yükünü taşıyabilecekleri ve lâyık olanları bilir ve dilediğini peygamber olarak seçer: "Bu, Allah'ın lutfudur. Onu dilediğine verir..." (el-Cum‘a 62/4). Bu seçimde mal, mülk, şan, şöhret ve makam etkili değildir. [xiv]

“Bu (Peygamberlik), Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.” (Cuma, 62/4)

 

“Onlara bir ayet geldiğinde, Allah’ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler. Allah, Peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir.” (En’âm, 6/124)

 

Tarih Boyunca Hangi Toplumlara Kaç Tane Peygamber Gönderildi?

İnsanlık tarihi boyunca Allah insanı, desteksiz ve rehbersiz biçimde yalnız bırakmamış ve her topluluğa mutlaka bir peygamber göndermiştir: [xv]

 

Kur’an’da her ümmete peygamber gönderildiği ve onlara kendi lisanlarıyla hitap edildiği prensibine vurgu yapılmıştır. İlgili bütün âyetler göz önüne alındığında Allah’ın geçmiş milletlerin çeşitli kabilelerine varıncaya kadar elçiler gönderdiği, ama bundan her memlekete, her kasabaya peygamber gönderildiği sonucunun çıkarılamayacağı anlaşılmaktadır. [xvi]

“…Hiçbir topluluk yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı gelip geçmiş  olmasın” (Fâtır, 35/24).

 

 “Andolsun ki her ümmete Allah’a ibadet edin, şeytandan uzaklaşın diye bir elçi gönderdik...” (Nahl: 16/36)

 

“Allah ’a andolsun ki senden önceki milletlere de (peygamberler) gönderdik; şeytan, onlara yaptıkları işleri süsledi de peygamberleri yalanladılar.” (Nahl: 16/63)

 

 “Her ümmetin bir Peygamberi vardır. Peygamberleri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.’’ (Yûnus. 10/47)

 

İlk peygamber Hz. Âdem ile son peygamber Hz. Muhammed arasında pek çok peygamber gelip geçmiştir. Bunlardan 25 tanesi ismen Kur'ân'da bildirilmiştir: [xvii]

"Biz Nûh 'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) îbrâhîm'e, İsmâîl'e, İshâk'a, Ya'kûb'a, torunlara, İsâ'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a, Hârûn'a ve Süleyman a vah- yettik. Davud'a da Zebur'u verdik. Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu. (Yerine göre) müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların, peygamberlerden sonra Allah'a karşı bahaneleri olmasın. Allah, izzet ve hikmet sahibidir" (Nisâ'4/163-165).

 

Görüldüğü üzere bu ayette, "bir kısmını ise sana anlatmadık" şeklinde belirtilerek isimleri verilmeyen bazı peygamberlerin varlığından söz edilmekte, ancak sayılan konusunda bir ipucu verilmemektedir.[xviii]

 

Hz. Peygamber’e, Peygamberlerin sayısı sorulmuş, Hz. Peygamberde, 124000 (yüz yirmi dört bin), bir başka rivayette, 224000 (iki yüz yirmi dört bin) olduğunu bildirmiştir.  (Ahmed b. Hanbel, V.266.) [xix]

 

Peygamberlere Uymak Neden Gerekir?

"Biz gönderdiğimiz peygamberi Allah'ın izni ile itaat olunsun diye gönderdik". (Nisâ; 64)

 

"Kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah'a itaat etmiştir" (Nisâ; 80)

 

Dinimizde, peygamberlere itaatin kayıtsız şartsız emredilmesi; pey­gamberlerin şahsî hüviyetleri açısından değil, Allah'ın emir ve talimatının onlar vasıtasıyla gelmiş olmasındandır. İşte bu sebeple, peygambere itaat, Allah'a itaat ile bir tutulmuştur. [xx]

"Sizin için Allah'ın Resulünde güzel bir numune vardır". (Ahzab; 21)

 

"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sev­sin". (Al-i İmrân; 31)

 

"Aralarında hükmetmesi için Allah ve Resulüne davet olundukla­rında müminler: 'işittik ve itaat ettik' derler. Muradına erenler işle on­lardır... De ki, Allah'a itaat edin ve peygambere itaat edin. Eğer itaatten yüz çevirirseniz, O'na düşen vazife tebliğdir. Sizin üstünüze düşen de size yükletilendir, (itaattir). Eğer ona (peygambere) itaat ederseniz doğru yo­lu bulursunuz". (Nûr; 51 -54)

 

"Hayır, öyle değil; Rabbi’ne andolsun, aralarında çekiştikleri şey­lerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar". (Nisâ; 65)

 

"Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin bir erkek­le mümin bir kadın için, kendi işlerinde muhayyerlik hakları yoktur. Al­lah ve Resulüne asi olan muhakkak açık bir sapıklık etmiş olur". (Ahzâb; 36).

 

Hurma ağaçlarının dikilmesi olayında Hz. Peygamber şunları söylemiştir: [xxi]

"Ben de bir insanım. Ben size din ile ilgili bir emir verdiğim zaman buna uymalısınız. Ama kendi görüşümü belirttiğim zaman (düşünün ki) ben de bir insanım. Ben tahminime göre bir şey söylemiştim. Tahmin ve şahsî görüşüme dayalı sözlerimi kabul etmeye mecbur değilsiniz. Ancak Allah tarafından size bir şey söylersem onu kabul edin. Çünkü ben Allah adına yalan konuşmadım. Siz dünyevî konuları daha iyi bilirsiniz"  (Sahih-i Müslim, Dünya işleriyle ilgili bölümler)

 

 

Dipnotlar

[i]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[ii]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[iii] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[iv] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[v] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[vi]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[vii] İslam İnanç Esasları. Şaban Ali Düzgün... Grafiker:2013

[viii] Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi. Ebu’l A’lâ el-Mevdudî. Pınar: 2004

[ix] Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi. Ebu’l A’lâ el-Mevdudî. Pınar: 2004

[x]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[xi] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[xii] İslam İnanç Esasları. Şaban Ali Düzgün... Grafiker:2013

[xiii] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[xiv] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[xv] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[xvi]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[xvii] Kelam El Kitabı. Şaban Ali Düzgün…Grafiker:2012

[xviii] Kelam El Kitabı. Şaban Ali Düzgün…Grafiker:2012

[xix] Delilleriyle İslam Akaidi. Mehmet Bulut. Erkam: 2010

[xx] Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi. Ebu’l A’lâ el-Mevdudî. Pınar: 2004

[xxi] Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi. Ebu’l A’lâ el-Mevdudî. Pınar: 2004