Oruç Bilgisi

Oruç kelimesi, sözlükte “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak” anlamına gelen Arapça savmın (sıyâm) Türkçeleşmiş şeklidir. Terim olarak oruç, tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar ibadeti yerine getirmek niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmayı ifade eder.  [1]

Ramazan ayında tutulan oruç, Müslümanlara hicretin ikinci yılı şaban ayında farz kılınmış ve onlar bir sonraki ay olan ramazandan itibaren oruç tutmaya başlamışlardır. [2]

Orucun farz olduğu Bakara sûresinin 183. ayetinde bildirilir:

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı”.[3]

Aynı sûrenin 185. ayetinde ise onun zamanının ramazan ayı olduğu belirtilir: [4]

“Ramazan, insanlar için bir rehber olan, ayırt edici ve yol gösterici açık deliller ihtiva eden Kur’ân’ın indirildiği aydır. O aya yetişen onu oruçlu geçirsin”.

Bir kudsî hadiste ifade edildiğine göre Allah, “İnsanoğlunun her ameli kendisi içindir fakat oruç bundan hariçtir; o, benim içindir ve onun karşılığını ben vereceğim” buyurur. [5]

Hadisin devamında oruç, kalkana benzetilir. Kalkan, sahibini muhtemel tehlikelerden koruduğu gibi oruç da oruçluyu çeşitli kötülüklerden ve günahlardan korur. Yalnız bunun için orucun sırf yeme-içmeyi terk etmekten ibaret kalmaması, oruçlunun davranışlarına da yansıması gerekir. Hz. Peygamber bunu ifade etmek üzere “Yalan söylemeyi ve sahtekarlığı terk etmeyen oruçlu bilmelidir ki Allah’ın onun yeme-içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur” buyurur.[6]

Hz. Peygamberin ifadesiyle,

 “Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah o günden dolayı onun yüzünü cehennemden yetmiş yıllık mesafe kadar uzaklaştırır” (Nesâî, “Sıyâm”, 44).[7]

Hz. Peygamber bu ayda oruç tutanlara müjde verir:

“Ramazan ayını inanmış olarak ve sırf Allah için oruçlu geçiren kimsenin geçmiş günahları bağışlanır”.[8]

Müslümanlar Ramazan ayında birbirlerini ve yoksulları iftar sofralarına davet ederler. Çünkü oruçluya iftar ettiren, oruçlu kadar sevap kazanır ve bu sebeple oruçlunun sevabından da bir eksilme olmaz.[9]

Hz. Peygamber (s.) bir Şaban ayının son gününde ashabına şöyle hitab eder:[10]

"Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ay'ın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı (teravih kılmayı) nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir."

Ashab:

"Ya Rasulallah! Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz" deyince,

Rasûlüllah (s.) şöyle buyurur: [11]

"Allah bu sevabı, oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt karışılığı ile iftar ettirene de verir. O öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluştur, o ayda köle ve hizmetçilerinin yükünü  hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve Cehennem ateşinden kurtarır."

Orucu Tutmanın Ne Faydası Var?

İbadetlerin anlam ve amacı üzerinde düşünürken yüce yaratıcının hoşnutluğunu kazanmanın kul için vazgeçilmez asıl hedef olması gerektiği göz önünde tutulmalı, dinin emir ve yasaklarının insana sağladığı, akılla idrak edilebilen belirli dünyevî yararlara indirgenmemelidir. Müslüman âlimler ve düşünürler de bu temel yaklaşımları göz ardı etmeksizin ve nasların delâletlerini göz önüne alarak akıl, gözlem ve tecrübe yoluyla orucun sağladığı yararlar ve savdığı zararlar hakkında bazı tesbitler yapmaya çalışmışlardır. [12]

Oruç ibadetinin insan kişiliğine ait yönünü değerlendirdiğimizde ilk göze çarpan husus, orucun insandaki fizyolojik güdüleri hedef alıyor olmasıdır.[13]

Orucun gayesi şehevî gücü (fizyolojik güdüleri) düzene sokmaktır. Oruç tutan kimse (belli bir süre için de olsa), cinsel güdüsünü, açlık ve susuzluk güdülerini Allah için terkeder. Allah sevgisini ve rızâsını, güdülerinin hoşlandığı, haz aldığı şeye tercih eder. İnsan oruç tutmak suretiyle yeme, içme ve cinsel dürtülerini belirli bir zaman periyodunda engellemek için çaba sarfeder. Belli bir ruhsal olgunluk seviyesini yakalamaya çalışır. Birey böylece en güçlü dürtülerini kontrol etmesini öğrenmiş olur.[14]

Fizyolojik  güdüler,  insan doğasının  ayrılmaz  bir parçasıdır ve onlar olmaksızın hayat da olmaz. Fizyolojik güdüler, insanın yaşamak için mutlaka gereksinim duyduğu, diğer taraftan da kontrol altına almak, dizginlemek zorunda olduğu güç kaynağıdır. Bir yıl içerisinde otuz gün oruç tutmak suretiyle kişi, güdülerini eğitmeyi, kontrol altına almayı   öğrenir.   Fizyolojik   güdülerin   kötüye kullanılmasını önlemeyi ve bu güdülerin insanı baştan çıkarıcı etkilerine kişisel olarak mukavemet edebilmeyi öğretmek orucun temel hedefidir.[15]

Oruç Ramazan ayının günleri adedince tutulur. Hastalık ve yolculuk gibi sebeplerden dolayı oruç tutamayanlar, mazeretleri ortadan kalkınca daha sonra bu sayıyı tamamlarlar. Ne şekilde olursa olsun sayının tamamlanmasında ısrar edilmesi tesadüfi değildir. Bu süre içerisinde insanın alışkanlık kazanması sağlanacaktır.[16]

İtikaf

Hz. Peygamber çoğunlukla ramazan ayının son on gününde Mescid-i Nebevî’de i‘tikâfa girer, yani günün bütün saatlerini orada geçirirdi.[17]

İ‘tikâfta bulunan kimse yeme, içme, uyku gibi ihtiyaçlarını mescidin içinde uygun bir yerde giderir. İ‘tikâfta konuşma yasağı yoktur ama yine de o, lüzumsuz konuşma ve gevezelikten uzak durmaya, günah olacak şeyler konuşmamaya her zamankinden daha fazla özen gösterir, zamanını daha çok ibadetle geçirir; namaz kılar, Kur’ân-ı Kerim okur, dua ve istiğfarda bulunur, Allah’ı hatırından çıkarmamaya çalışır.[18]

 

Dipnotlar

[1]http://www.islamansiklopedisi.info

[2]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[3]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[4]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[5]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[6]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[7]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[8]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[9]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[10] Ramazanı Nasıl İhya Ederim. Ahmet Bulut. Ensar: 2016

[11] Ramazanı Nasıl İhya Ederim. Ahmet Bulut. Ensar: 2016

[12]http://www.islamansiklopedisi.info

[13]Kur’an’da İbadet Psikolojisi. Abdurrahman Kasapoğlu. İzci Yayınları:1997

[14]Kur’an’da İbadet Psikolojisi. Abdurrahman Kasapoğlu. İzci Yayınları:1997

[15]Kur’an’da İbadet Psikolojisi. Abdurrahman Kasapoğlu. İzci Yayınları:1997

[16]Kur’an’da İbadet Psikolojisi. Abdurrahman Kasapoğlu. İzci Yayınları:1997

[17]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010

[18]İslâm İbadet Esasları.Anadolu Ünv.:2010