Kıyamet

 

Sura İlk Üfürülüş  

Kur’an’da belirtildiğine göre kıyamet Sûr’a ilk defa üfürülmekle kopacak ve evrenin kozmik düzeni bozulacaktır. Sûr “ses çıkaran ve eğri boynuza benzeyen boru, borazan” anlamına gelir. …İlgili âyet ve hadislerde bildirildiğine göre görevli bulunan İsrâfîl adlı melek tarafından Sûr’a ilk defa üflenince, Allah’ın dilediği kimseler müstesna, göklerde ve yerkürede bulunan bütün canlılar ölecektir[i]

‘‘Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.” (Mümin, 40/59) 

 

“Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir. Kıyameti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hâmile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün, oysa sarhoş değillerdir, fakat bu sadece Allah’ın azâbının çetin olmasındandır.” [iii]

Artık sur'a tek bir üfürülüşle üfürüleceği, Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, Ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman. İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vukubulmuştur. (Hakka, 13-16)

 

O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur. (Nebe, 18-20)

 

Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman...(Mürselat, 10)

 

(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur. (Müzemmil, 14)

 

Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)… (Kaari'a Suresi, 5)

 

Denizler, tutuşturulduğu zaman. (Tekvir, 6)

 

Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman, Gök yarıldığı zaman... (Mürselat, 7-9)

 

Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün; (Mearic, 8)

 

Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman; (Rahman, 37)

 

Sura İkinci Üfürülüş ve Tekrar Diriltilme

Sûra ikinci defa üşenince Allah evreni yeniden inşâ edecek, yer başka bir yer olacak ve dümdüz yapılacak, gökler de başka gökler haline getirilecek, yer küre yükünü dışarı atacak, kabirler deşilecek, ruhlar bedenleriyle birleştirilip ölüler bir anda diriltilecek ve insanlar çırpınıp yayılan kelebekler veya çekirge sürüleri gibi bölük bölük mahşere doğru sevk edilecek ve hakîr bir halde Allah’ın huzuruna varacak, o gün kâfirler için çok zor bir gün olacaktır.[iv]

 

Kıyamet gününde ölülerin diriltilip mahşere çıkarılması olayına Haşr denmektedir. Kur’an-ı Kerim, insanların ölümden sonra diriltileceklerini ve bu dünyada yaptıklarından hesaba çekileceklerini, asıl hesabın da bu olduğunu haber vermekte ve bu olaya Haşr demektedir.

 

Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili birşeye yönelmiş gibidirler. Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür. (Mearic, 43-44)

 

Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar. (Kamer, 7)

 

... İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir. (Hac, 2)

 

 “O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.” (Zilzal, 99/6).

 

“…Şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir” (Hac, 22/7).

 

“Çağrı sesine doğru şaşkınlık içinde koşacaklar. Hakikati inkâr edenler, ‘bu ne felaket bir Gün’dür?’ diye haykıracaklar” (Kamer 54/8).

 

“Sûr’a üflenince, Allah’ın diledikleri müstesnâ olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!” (Zümer, 39/68)

 

‘‘Nihayet Sûr’a üfürülecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.” (Yâsîn, 36/51)

 

“Kıyamet gününe yemin ederim ve nedâmet çeken nefse yemin ederim (ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir). İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor? Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kâdiriz. Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: “Kıyamet günü ne zamanmış?” der. Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: Kaçacak yer nerede?” der. Hayır; hayır; bir sığınak yoktur. Ey insan! O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun. O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir. Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.” (Kıyâme, 75/1-15)

 

“O Gün gökleri sayfaları dürer gibi düreceğiz, alemi ilk kez nasıl yaranıysak onu yeniden yine öyle yaratacağız. Gerçekleştirilmesini kendi üzerimize aldığımız bir sözdür bu. Şüphesiz Biz her şeyi yapabilecek güçteyiz” (Enbiya 21/104).

 

“O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman; o gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından kaçar. O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır. O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir. O gün bir takım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür. İşte bunlar inkârcı olanlar, Allah’ın buyruğundan çıkanlardır.” (Abese, 80/33-42)

 

 “Allah’ın onları, sanki günün ancak bir saati kadar kaldıklarını zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacağı gün aralarında birbirleriyle tanışırlar. Allah’ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Zira onlar doğru yola gitmemişlerdi.” (Yûnus, 10/45)

 

‘‘Mahşer vaktinde sizi toplayacağı gün, işte o zarar günüdür. (Ancak) kim Allah a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter, onu (ve benzerlerini), içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.” (Teğâbün, 64/9)

 

“Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler” (Nâzi’ât, 79/14).

 

Hadislerde de haşirle ilgili tasvirler yapılmıştır. Buna göre insanlar üzerinde yol gösterici hiçbir işaretin bulunmadığı bembeyaz ve dümdüz bir alanda haşredilecek, haşir sırasında insanlar yalın ayak, çıplak ve güneşin sıcaklığından ötürü sıkıntılı bir süreç yaşayacaktır (Buhârî, “Rikâk” 44, “Enbiyâ” 8, “Zekât” 52). Ömürlerini iyilikle geçiren müminler altın eğerli binekler üzerinde mahşer yerine götürülürken kâfirlerin liderleri yüzükoyun, diğerleri ise yaya olarak mahşere sevk edilecektir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I,155; Buhârî, “Rikâk” 45; Müslim, “Cennet” 59).[v]

 

İslâm bilginlerinin tamamı ölümden sonra dirilişin cismanî, yani ruh ve beden birarada olacağı görüşünde ittifak etmiştir. İlgili âyetlerde verilen bilgiler bunu kanıtlamaktadır. Zira ölüp toprağa karıştıktan sonra diriltileceklerini kabul etmeyen ve “çürümüş kemikleri kim diriltecek” diyen inkârcılara “ilk defa yaratan diriltecek” şeklinde karşılık verilmiş (Kâf 50/4; Yâsî 36/78-79), böylece kemiklerin cisim olarak diriltilmesi açıkça belirtilmiştir. Ayrıca kıyameti anlatan âyetlerde ruhların bedenlerle birleştirileceği de vurgulanmış (et-Tekvîr 81/7), cennet ve cehennem tasvirlerinde de âhiret hayatının cismânî olacağı anlatılmıştır.[vi]

 

 

Dipnotlar

[i]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[ii] Delilleriyle İslam Akaidi. Mehmet Bulut. Erkam: 2010

[iii] Delilleriyle İslam Akaidi. Mehmet Bulut. Erkam: 2010

[iv]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[v]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[vi]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010