Âhiret İnancı

Ahiretin mevcudiyetine inanmak, inanılması farz olan iman esaslarındandır. [i]

 

İslam'ı diğer inanç sistemlerinden ayıran en önemli temalardan biri ölüm ve ölüm sonrasına ilişkin telakkidir. Öteki dünya fikri hiçbir inanç sisteminde İslam’da olduğu kadar etkili ve önemle vurgulanmamıştır. [ii]

 

Âhiret “Evrenin kozmolojik düzeninin yıkılması anlamına gelen kıyâmetin kopmasının ardından Allah tarafından ölenlerin tekrar diriltmesiyle başlayacak olan ebedî âlem” diye tanımlanır. Âhiret âlemi inancı, ölüm ve kabir âlemi, kıyâmet alametleri, kıyâmetin kopması, evrenin yeniden yaratılması, ölülerin diriltilmesi ve toplanma yerine sevk edilmesi, insanların hesaba çekilmesi, yapılan eylemlerin ölçülmesi ve değerlendirilmesi, sırattan geçilmesi, cennet ve cehenneme giriş safhalarından oluşur.  [iii]

 

Çeşitli âyetlerde gayb bilgisi noktasına değinilerek âhiret âlemine ilişkin inkârcı iddiaların hiçbir kesin bilgiye dayanmadığı ve kesin kanıtlardan yoksun bulunduğu şöyle ifade edilir:[iv]

 

“Âhiret âlemi konusunda inkârcıların hiçbir bilgisi yoktur, onlar sadece zanda bulunur. Onlara apaçık deliller içeren âyetlerimiz okunduğu zaman ‘doğru söylüyorsanız (ölmüş) atalarımızı getirin (diriltin)’ demekten başka bir delilleri yoktur” (el-Câsiye 45/24-25,32; ed-Duhân 44/34)

 

“Ölümden sonra diriliş bize ve daha önce atalarımıza vad olundu, bu ilk insanların uydurduğu masallardan başka bir şey değildir” (en-Neml 27/65;el-Ahkâf 46/17)

 

Allah evreni ilk defa yaratmaktan aciz olmadığı gibi ikinci defa yaratmaktan da aciz değildir. Bu aklen imkânsız değil aksine mümkündür. Bir şeyi bir kere yapabilen ikinci kez de yapabilir (el-‘Ankebût 29/19-20; Kâf 50/15). 

 

“Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar. Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: “Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım” demek olur. De ki: “Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün, bâtıl sözlere uymuş olanlar hüsranda kalırlar.” (Câsiye, 45/24-27) 

 

Âhiret hayatının mahiyeti ve âhiretteki durumlar, duyular ötesi ve gayba ait konular olduğu için, gözlem ve deneye dayanan bilimlerle ve akılla açıklanamaz. Bu konuda tek bilgi kaynağı vahiydir. Kur'an'da ve sahih hadislerde ne haber verilmişse onunla yetinilir. Bunun ötesinde aklî bir yoruma gidilemez. Âhiretteki durumlar dünyadakine benzemez. Aralarında isim benzerliğinden başka bir benzerlik yoktur. Meselâ "İsrâfil sûra üfürecek, insanların amelleri tartılacak, herkesin defteri ortaya çıkacak" denildiği zaman, hatıra dünyada bilinen bir alet, bir terazi, kâğıttan yapılmış bir defter gelmemelidir. Bunların gerçek şeklini ve iç yüzünü ancak Allah bilir. Onların varlığına inanılmalı, mahiyetleri konusunda ise yorum yapılmamalıdır. [viii]

 

Aşağıdaki âyetlerde âhiret hayatına ilişkin kavram ve süreçler bir arada ve adeta özet bir biçimde aktarılmaktadır: [ix]

(Onlar) Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Hâlbuki kıyamet günü, yeryüzü tamamen O’nun tasarrufundadır. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, (onların) ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

(Kıyamet kopunca, ilk) Sûr’a üflenecek, artık Allah’ın dilediği (melekleri)nden başka, göklerde olan ve yerde olanlar(ın hepsi) düşüp ölecektir. Sonra ona bir daha üflenecek, onlar hemen (dirilip) ayakta bakınıp duracaklar.

Yer, Rabbinin nuruyla parlayacak, kitap (amel defteri ortaya) konulacak, peygamberler ve şâhitler getirilecek, onlar haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hükmedilecektir.

Herkese yaptığı(nın karşılığı) tam olarak ödenir. O (Allah), onların yaptıklarını en iyi bilendir.

Kâfirler, bölük bölük cehenneme sürülürler. Nihayet oraya geldikleri zaman, onun kapıları açılacak ve bekçileri onlara: “Size, içinizden, Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugününüze kavuşmanız hakkında sizi uyaran (peygamber)ler gelmedi mi?” diyecekler. Onlar da: “Evet (geldi).” diyecekler. Fakat artık azap sözü, kâfirler üzerine gerçekleşecektir

(Onlara:) “Girin, içinde temelli kalacağınız cehennemin kapılarından. İşte, (Allah’a imana ve teslimiyete karşı) kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!” denilir.

Rablerine saygı duyup emrine uygun yaşayanlar ise, bölük bölük cennete sevkedilecekler. Nihayet oraya gelip de kapıları açılınca, (cennetin) bekçileri onlara: “Size (Allah’tan) selam olsun, tertemizsiniz. Artık ebedî olarak buraya girin!” diyecek.

(Cennetlikler:) “Bize verdiği (cennet) sözünü yerine getiren ve bizi, dilediğimiz kısmında oturacağımız cennet yurduna mirasçı yapan Allah’a hamdolsun. (Allah için) çalışanların mükâfatı ne güzelmiş!” diyecekler.

Melekleri görürsün ki arşın etrafını kuşatmış olarak Rablerini hamd ile tesbih ederler. (O gün) o (cennet ve cehennemlik ola)nlar arasında hak ile hükmedilmiş ve: “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” denilmiş (olacak)tır. (Zümer 39/67-75).

 

Dünya Hayatı

Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok âyetinde dünya hayatının geçici, âhiretin ise ebedî olduğu, âhirette mutlu olmanın, dünyadaki yaşayışa bağlı bulunduğunu ifade etmektedir: [x]

“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Müminun. 23/ 5)

 

İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!" (Kıyamet, 75/36)

 

"...Şüphesiz bu dünya hayatı geçici bir eğlencedir. Ama âhiret, gerçekten kalınacak bir yurttur" (el-Mü'min 40/39)

 

"Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar? Allah gökleri ve yeri yerli yerin-ce yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez" (el-Câsiye 45/21-22).

 

"Göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline! Yoksa biz, iman edip de iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah'tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız" (Sâd 38/27-28).

 

"Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? Mutlak hâkim ve hak olan Allah çok yücedir. O'ndan başka Tanrı yoktur. O, yüce Arş'ın sahibidir" (el-Mü'minûn 23/115-116).

 

"Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu da iste; ama dünyadan da nasibini unutma..." (el-Kasas 28/77).

 

"Fakat siz (ey insanlar) âhiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz" (el-A‘lâ 87/16-17)

 

“İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” (Kâf, 50/17-18)

 

“Ey insan! Şüphe yok ki sen Rabbine karşı çaba üstüne çaba göstermektesin; sonunda O na varacaksın. Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner. Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: “Mahvoldum” diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer. Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi. Zira o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı. Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.” (İnşikâk, 84/6-15)

 

Yüce Allah bu hesabın yapılacağını “Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz” (Zümer, 39/31)

 

“Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?“ (Tekâsür, 102/1).

 

Ölüm

Allah insanlar hakkında hayatı takdir edip yarattığı gibi ölümü de yaratmıştır. Kaçıp kurtulmaya çalışsa da her insan ölümü bir gün tadacak, kurtulmak amacıyla bütün önlemleri alsa da ölüm mutlaka her insanın başına gelecektir.[xi]

“Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz” (Ankebût, 29/57).

 

Mülk elinde olan O (Allah) Mübarek’tir. Ve O, her şeye kadirdir. Sizin hanginizin en güzel ameli yapacağını” imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Ve O; Aziz’dir, Gafûr’dur. (Mülk, 67/1-2) 

 

 

 

 

 

Dipnotlar

[i] İnancım (Temel İslam Bilgileri). Mehmet Emin Özafşar. Diyanet İşleri Başkanlığı: 2010

[ii] İslam İnanç Esasları. Şaban Ali Düzgün... Grafiker:2013

[iii]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[iv]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[v]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[vi]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[vii]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010

[viii] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[ix] İslam İnanç Esasları. Şaban Ali Düzgün... Grafiker:2013

[x] Diyanet İslam İlmihali. Komisyon. Diyanet Vakfı Yayınları:2011

[xi]İslam İnanç Esasları. Anadolu Ünv.: 2010